Kategori

  1. Edebiyat
    1. Roman
    2. Dünya Edebiyatı
    3. Amerikan Edebiyatı
    4. Türk Edebiyatı
    5. Tarihsel Romanlar
    6. Şiir
    7. Anı - Mektup - Günlük
    8. Polisiye
    9. Fantastik
    10. Biyografi-Otobiyogafi
    11. Aksiyon - Macera
    12. Alman Edebiyatı
    13. Çizgi Roman
    14. İngiliz Edebiyatı
    15. Diğer Ülke Edebiyatları
    16. Tarihi Roman - Öykü
    17. Öykü
    18. Deneme
    19. Deneme - İnceleme
    20. Gençlik Edebiyatı
    21. Latin Edebiyatı
    22. Anlatı
    23. Fransız Edebiyatı
    24. Bilimkurgu
    25. İspanyol Edebiyatı
    26. Senaryo
    27. Rus Edebiyatı
    28. Bilim Kurgu Kitapları
    29. Ortadoğu - Arap Edebiyatı
    30. Divan Edebiyatı - Halk Edebiyatı
    31. İtalyan Edebiyatı
    32. Aşk Roman ve Öyküleri
    33. Mizah
    34. Eleştiri, İnceleme, Kuram
    35. Politik Kurgu
    36. Halk Edebiyatı
    37. Aşk
    38. Klasikler
    39. Korku-Gerilim
    40. Uzakdoğu Edebiyatı
    41. Korku - Gerilim
    42. Araştırma-İnceleme-Referans
    43. Biyografi - Otobiyografi - Monografi
    44. Efsane-Destan
    45. Macera - Aksiyon
    46. Oyun
    47. Antoloji
    48. İskandinav Edebiyatı
    49. Senaryo - Oyun
    50. Dil Bilim
    51. Eleştiri - Kuram
    52. Seyahatname
  2. Felsefe
    1. Diğer
    2. Felsefi Akımlar
    3. Felsefe Tarihi
    4. Bilim Felsefesi - Yöntembilim
    5. Din Felsefesi
    6. Araştıma-İnceleme-Referans
    7. Marksizm
    8. Genel Felsefe
    9. Etik
    10. Estetik
    11. Genel ve Referans
    12. Siyaset Felsefesi
    13. Mantık - Bilgi Felsefesi
    14. Düşünce
    15. Modernizm - Postmodernizm
    16. Doğu Felsefeleri
  3. Politika Siyaset
    1. Türkiye Siyaseti ve Politikası
    2. Dünya Siyaseti ve Politikası
    3. Azınlıklar, Etnik Sorunlar
    4. Genel Politika, Siyaset Bilim, Siyaset Tarihi
    5. Diğer
    6. Politik Akımlar - Hareketler
    7. Derin Siyaset, Komplo Teorileri
    8. Avrupa Birliği
    9. Araştırma-İnceleme
    10. Sol Hareketler
    11. İslam, Ortadoğu
    12. Siyaset Bilimi
    13. Kurumlar, Örgütler
    14. Uluslararası İlişkiler, Dış Politika
    15. Uluslararası İlişkiler
  4. Ekonomi
    1. Dünya Ekonomisi
    2. Halkla İlişkiler, İnsan Kaynakları
    3. Araştırma-İnceleme-Kuram
    4. İş Dünyası
    5. Diğer
    6. Yönetim
    7. Türkiye Ekonomisi
    8. Referans Kitaplar
    9. İşletme, Muhasebe, Maliye
  5. Tarih
    1. Yakın Tarih
    2. Araştırma - İnceleme
    3. Osmanlı Tarihi
    4. Referans Kitaplar
    5. Diğer
    6. Mustafa Kemal Atatürk
    7. Atatürk Hakkında ve Kendi Yazdıkları
    8. Dünya Tarihi
    9. Türkiye ve Cumhuriyet Tarihi
    10. Türkiye Cumhuriyeti (Siyasi ve Askeri Tarih)
    11. Tarih Felsefesi
    12. Araştırma-İnceleme
    13. Anı - Mektup - Günlük - Seyahatname
    14. Osmanlı ve Öncesi (Siyasi ve Askeri Tarih)
    15. Önemli Olaylar ve Biyografi - Otobiyografi
    16. Osmanlı ve Öncesi (Sosyal Tarih)
    17. Türk Tarihi Araştırmaları
    18. Bölgeler
  6. Genel Konular
    1. Biyografi - Otobiyografi - Monografi
    2. Makale - Deneme - Derleme
    3. Diğer
    4. Özlü Sözler - Duvar Yazıları
    5. Söyleşi
    6. Araştırma-İnceleme
    7. Eğlence - Mizah
    8. Gizem - Parapsikoloji - Büyü - Ezoterizm - Spritüalizm
    9. Parapsikoloji-Gizem
    10. Referans - Kaynak Kitap
  7. İslam
    1. Diğer
    2. Makale - Deneme - Derleme
    3. Araştırma-İnceleme
    4. İslam ve Günümüz İslam Düşüncesi
    5. İbadete Dair
    6. Hz. Muhammed
    7. Edebiyat - Roman
    8. İslam Tarihi
    9. Kuran ve Kuran Üzerine
    10. İslam Eğitimi
    11. Tasavvuf - Mezhepler - Tarikatlar
    12. Alevilik-Bektaşilik
    13. Siyasi - Felsefi İslam
    14. İslam ve Düşünce
    15. İslam ve Etik
    16. İslam ve Kültür
    17. İslam ve Bilim - Popüler Bilim
    18. İslamda Kadın ve Aile
    19. Biyografi - Otobiyografi
    20. Meal-Tefsir-Hadis
    21. İslam Hukuku
  8. İnsan ve Toplum
    1. Diğer
    2. Kişisel Gelişim
    3. Kültür Sosyolojisi
    4. İletişim - Medya
    5. Psikoloji
    6. Cinsellik
    7. Siyaset Sosyolojisi
    8. Antropoloji
    9. Kent ve Kent Sosyolojisi
    10. Sosyoloji (Diğer)
  9. Edebiyat (Roman - Öykü) Yerli
    1. Roman
    2. Öykü ve Anlatı
    3. Cumhuriyet Dönemi Roman
  10. Dinler - Mitolojiler
    1. Dinler Tarihi - Felsefesi
    2. Mitolojiler
    3. Hıristiyanlık
  11. Eğlence - Mizah - Oyun
    1. Mizah
    2. Fıkra
    3. Karikatür
  12. Politika
    1. Kürt Sorunu - Kürtler
    2. Devlet Güçleri - İstihbarat Örgütleri
    3. Gazeteci Kitapları
    4. Uluslararası İlişkiler - Dış Politika
    5. Sol Üzerine
    6. Yönetim - Devlet Üzerine
    7. Azınlıklar-Etnik Gruplar
    8. Politik Hareketler
    9. Siyaset Bilimi
    10. Ortadoğu - Arap
    11. Demokrasi
    12. Diğer
    13. Kapitalizm Üzerine
  13. Şiir
    1. Cumhuriyet Dönemi ve Günümüz
    2. Çeviri Şiir
    3. Şiir
  14. Çocuk Kitapları
    1. Bilmece, Bulmaca
    2. Dünya Klasikleri
    3. Masallar
    4. Edebiyat
    5. Roman-Öykü
    6. Hikayeler
    7. Hikaye-Öykü
    8. Çizgi Roman
  15. Bilim - Mühendislik
    1. Popüler Bilim
    2. Doğa Bilimleri
    3. Bilim Tarihi
  16. Edebiyat (Roman - Öykü) Çeviri
    1. Fransız
    2. Rus - Eski Sovyet Cumhuriyetleri
    3. Hindistan - Pakistan
    4. Kuzey Amerika
    5. İngiliz - İrlanda
    6. Diğer
    7. Doğu Avrupa
    8. Uzakdoğu
    9. İtalyan
    10. Avustralya
    11. Alman - Avusturya
    12. İspanya - Portekiz
    13. İskandinav
    14. Afrika
  17. Bilgisayar
    1. Güvenlik - Security
  18. Yabancı Dilde Kitaplar
  19. Psikoloji
    1. Genel Psikoloji
    2. Başvuru Kitapları
    3. Çocuk Psikolojisi
    4. Ekoller ve Yaklaşımlar
  20. Ekonomi - Emek - İş Dünyası
    1. Kuram
    2. Türkiye Ekonomisi
    3. İş Dünyası - Kariyer
  21. Eğitim
    1. Diğer
    2. Eğitim Sorunları
    3. Sözlükler ve Konuşma Kılavuzları
    4. Dil Öğrenimi
  22. Sağlık
    1. Diğer
    2. Cinsellik
    3. Sağlık İletişimi
    4. Başvuru Kitapları
    5. Beslenme ve Diyet
    6. Alternatif Tıp, Şifalı Bitkiler
    7. Yoga -Meditasyon
  23. Sosyoloji
    1. Kültür ve Bilim
    2. Diğer
    3. Genel Sosyoloji
    4. Siyaset Sosyolojisi
    5. Kadın Çalışmaları
    6. Sivil Toplum Kuruluşları
  24. Sanat
    1. Sanat Tarihi
    2. Fotoğraf, Sinema, Tiyatro
    3. Resim
    4. Diğer
    5. Kuram
    6. Grafik Sanatlar
    7. Fotoğraf
  25. Müzik
    1. Genel Kavramlar, Kuram ve Tarihçe
  26. Bilim-Kurgu-Teknoloji-Mühendislik
    1. Bilim Tarihi
    2. Popüler Bilim
    3. Bilim (Diğer)
  27. İnanç Kitapları - Mitolojiler
    1. Diğer
    2. Hıristiyanlık
    3. Dinler Tarihi
    4. Mitolojiler
    5. Müslümanlık
    6. Musevilik
    7. Diğer İnançlar
  28. Periyodik Yayınlar
    1. Edebiyat
  29. Hobi
    1. Diğer
    2. Bilmeceler, Bulmacalar
    3. Spor
    4. Yemek Kitapları - İçecekler - Gurme
  30. Akademik
    1. İşletme - Finans - Pazarlama - Muhasebe
    2. Fizik
  31. Aile (Kadın, Erkek ve Çocuk)
    1. Anne Baba Kitapları
  32. Gezi ve Rehber Kitapları
    1. İstanbul Rehberi
    2. Gezi Rehberi
  33. Yemek Kitapları
    1. Türk Mutfağı
  34. Sinema
  35. Tiyatro
  36. Dış Politika

En Son İndirilen Kitaplar

  • Picture of Cennetin Hırsız Melekleri
    Cennetin Hırsız Melekleri

    Nazi işgali altında Varşova... Yahudi, Çingene, Durhırsız, Mutlu, Hızlı, İbrahim'in Aşağılık Soyu olarak

  • Picture of Gelecekbilim Kongresi
    Gelecekbilim Kongresi

    Hocasını kıramayıp Kosta Rika'daki Gelecekbilim Kongresine katılan talihsiz astronot Ijon Tichy, hiç beklemediği

  • Picture of Ansiklopedik Eğitim ve Psikoloji Sözlüğü
    Ansiklopedik Eğitim ve Psikoloji Sözlüğü

    Bu çalışma, psikoloji ve eğitime ilişkin bilimsel bilgilerin uygulamada da kullanımına yardımcı olmayı

  • Picture of Böyle Buyurdu Zerdüşt
    Böyle Buyurdu Zerdüşt

    En çok okunan klasikler, özenli çevirilerle ve alanında uzman akademisyenlerin editörlüğünde okuyucuyla

  • Picture of Çakalın Yılı
    Çakalın Yılı

    "Doherty, antik Mısır'ı hayata geçirerek, tarihi detaylara hükmediyor." Publishers Weekly "Geçmişin göz kamaştıran

Araştırma - İnceleme

  • <div><div>"Aydınlıklar Yüzyılı": XVIII. yüzyıl deyince akla gelen bu; "Aydınlıklar" deyince de, başta bilimin ve aklın egemenliği geliyor. Ne var ki, XVIII. yüzyıl, bu nitelikleriyle Avrupalıdır. Gerçekten, o yüzyıldadır ki Avrupa'da bilimsel gelişme pek büyük boyutlar kazanır; sanayi devrimi uç verir ve modern teknik çağ başlar. Düşüncenin, akla ve bilime dayanarak, eski düzene, yani feodaliteye ve onun değerlerine, başta da dine, silahlarını -amansızca- doğrultup saldırıya geçişi de, bu yüzyılda ve Avrupa'da olur.</div><div>"Aydınlıklar" Avrupa'sını arkasından çekip götüren de başta İngiltere ile Fransa'dır.</div><div>Belki yalnız Doğu'dur bunun dışında kalan.</div><div>Ne bilimsel bir uyanış, ne aklın egemenliği; XVIII. yüzyıl, Doğu bakımından yitirilmiş bir yüzyıldır; öyle olduğu için de, sonraki yüzyılları acılar içinde yaşayacaktır Doğu, yaşıyor da. Ama XVIII. yüzyıl "Aydınlanma"sını Avrupa yarattığı ve yaşadığı içindir ki, dünyanın başka kıtalarındaki gelişmeleri de o belirleyecektir. Bu bakımdan, XVIII. yüzyıl Avrupa'sını bilmek, ondan sonraki gelişmelerin de anahtarlarını verir bize; böylesine bir "kilit" yüzyıldır o yüzyıl Avrupa'da. Aydınlanma hareketini -gecikerek de olsa- yaşayan bir toplumun insanları olarak, o yüzyıl, en başta bizler için öğretici olsa gerek.</div><div>Okuyunuz göreceksiniz...</div></div>

  • <p>"Yakın dönem siyasi tarihimize ilişkin yayımlanabilen pek az sayıdaki belge tomarına bir yenisi ekleniyor: 27 Mayıs Bakanlar Kurulu Tutanakları... 27 Mayıs 1960'ın 50. yıldönümünde bu belgeler geçmişimize ilişkin tartışmalarımızda önemli rol oynayacaktır. Tutanakların önemi ve değeri hakkında herhangi bir yorumda bulunmak bile gereksiz. 27 Mayıs Bakanlar Kurulu Tutanakları, bir dönemin zihniyetini açığa çıkarmak bakımından önemli belge niteliğindedir. [...] 27 Mayıs Bakanlar Kurulu elbette dönemin yegâne yürütme gücü değildi. Hatta esas yürütme gücü de sayılamazdı. Aksine, MBK'nın yanında, olsa olsa ancak ikinci derecede yürütme gücüne sahipti. Bu gücü bağımsız kullanma imkânına da sahip değildi. Bakanlar Kurulu inisiyatif alabilecek yürütme gücü olmaktan çok uzaktı. Bu bakımdan Bakanlar Kurulu'nu değerlendirirken, onu bağımsız yürütme gücü olarak düşünmek haksızlık olacaktır. Diğer yandan, Bakanlar Kurulu üyelerinin askeri bir hükümete katılırken bunun olası sonuçlarını öngörememiş olmaları, ayrıca üzerinde durmayı gerektirir. Belki de bazı üyeler, 27 Mayıs darbesiyle askerlerin görevlerini yerine getirdiklerini düşünmüşlerdi. Artık görev, askerlerden çok yeni hükümete düşecekti. Bu düşüncenin ne denli yanıltıcı olduğunu tecrübe ederek öğrenmiş olmalılar. Birinci Cemal Gürsel Hükümeti'nde kısa sürede meydana gelen önemli ve dramatik değişiklik, kanımca bu gerçekçi olmayan düşünce ile yakından ilgili olmalıdır. Bununla beraber, Bakanlar Kurulu'nun zaman zaman bu gerçekçi olmayan düşünceyi seslendirmeye devam ettiğini de biliyoruz." Steno ile tutulup daktilo edilen, 2 Haziran 1960-16 Kasım 1961 tarihleri arasındaki 123 Bakanlar Kurulu tutanağından ulaşılabilen 111'ini kısaltmadan ve hiçbir sansüre uğratmadan yayımlayarak, yakın dönem siyasi tarihimize büyük bir katkı yaptığımıza inanıyoruz.</p>

  • <p>Dr. Erol Özbilgen‘in, Bütün Yönleriyle Osmanlı adlı hacimli eseri umulanın üzerinde ilgi görmüş ve kısa sürede temel başvuru kitapları arasında yerini almıştı. Bu hacimli ve kapsamı geniş eseri edinen okurlar, Osmanlı tarihine ilişkin en çok merak edilen temel hususları kapsayan, bir solukta okunabilecek ve neticesinde kendilerini Osmanlı hakkında ana hatlarıyla bilgi sahibi edebilecek bir kitabın varlığından da memnuniyet duyacaklarını muhtelif vesilelerle dile getirdi. Bunun üzerine Bütün Yönleriyle Osmanlı kitabı esas alınarak bu kitap ortaya çıktı. Kitap, ülke gündeminden neredeyse hiç düşmeyen ve giderek de popüler hale gelen harem‘den padişahların gündelik yaşamına, devlet teşkilatından ordunun yapılanmasına, devşirmelerden yeniçerilere, taşradan şehir yaşantısına... kadar merak edilen tüm konuları genel okuyucuya yönelik formatta ele alıyor ve anlatıyor.</p>

  • <p>Marksist İlkçağ tarihçisi Ste. Croix, bu anıtsal kitapta, Antik Yunan-Roma dünyasının Arkaik Çağ'dan Arap fetihlerine kadar olan yaklaşık 1000 yıllık tarihini sınıf mücadelelerine odaklanarak inceliyor. Ste. Croix, kendisine Isaac Deutscher Ödülü'nü de kazandıran kitabının ilk kısmında Marksist tarih çözümlemesinin temel kategorileri olan sınıf, sömürü ve sınıf mücadelesi üzerinde durarak Marksizmin İlkçağ tarihi açısından anlamını tartışıyor. Ardından Antik Yunan ve Roma toplumlarındaki temel sınıf kategorilerini inceleyerek mülk sahibi sınıfla, köleler, köylüler ve ücretli emekçiler arasındaki sömürü ilişkilerinin ve bu ilişklierdeki dönüşümün canlı bir resmeni çiziyor. Kitabın ikinci kısmıysa, Marksist tarih yönteminin farklı düzlemlerdeki sınıf mücadelesini nasıl açıklayabileceği üzerine zengin ve parlak bir denemeden oluşuyor. Yunan ve Roma toplumlarında sınıf mücadelesinin siyasi ve ideolojik düzlemlerde geçirdiği 1600 yıllık evrimi, epigrefik, edebî ve arkeolojik kanıtlara dayanarak tartışan kitap, antik dünyanın gerileme ve çöküşüne dair alternatif bir açıklama ile sona eriyor. Marksizmin, sadece içinde geliştiği kapitalist toplumun hareket yasalarını ortaya çıkarabilecek bir kuramsal ve kavramsal çerçeve sunmakla kalmadığını, insanlım tarihinin uzun ve çok tartışmalı bir döneminin anlaşılmasını da sağladığını somut bir biçimde gösteren Ste. Croix'nın çalışması yalnızca İlkçağ tarihiyle ilgilenenler için değil, insanlık tarihinin daha genel sorularına cevap arayanlar için de vazgeçilmez bir eser. "İlkçağ tarihi üzerine… en heyecan verici, kışkırtıcı ve meydan okuyan çalışmalardan biri." K. R. Bradley, American Journal of Philology "Eşsiz… Antik dünyanın hikâyesini, aklında alt sınıfların çıkarlarını tutaram anlatmaya kalkışan, bir Batı dilinde bugüne dek kaleme alınmış tek eser." E. Badian, New York Review of Books "Britanya tarih yazımında böylesi bir ölçekte yıllardır aşılamamış… nadir bir örnek." Robin Lane Fox, Financial Times "İlkçağ tarihinde olduğu gibi sosyolojide de dönüm noktası… Uzun bir süre boyunca aşılamayacak." C. Slaughter, Sociological Review "Okumayı öğretici olduğu kadar keyifli de kılan bir berraklık, dürüstlük ve açıklıkla yazılmış büyük bir bilimsel eser." Hugh Lloyd-Joes, Observer "Hiçbir eleştirel değerlendirme, bu kitabın zenginlik ve özgünlüğünün hakkını teslim edemez." -Geoffrey Barraclough, Guardian- (Tanıtım Bülteninden) </p>

  • <p>Soru ve cevaplarla hazırlanan kitap, çeşitli zaman ve mekanlarda onun tutumuyla oluşan olaylardan, söylediklerinden, nüktelerinden, fıkralarından, eleştirilerinden, arayışlarından bir demet sunuyor. Bunlara göz attıktan sonra onu daha yakından tanıyacak, kavrayacak ve anlayacaksınız. Hatta zaman zaman aynı insan kafasında bu kadar çeşitli, farklı, birbiriyle karşıt gibi gelen düşüncelerin yer aldığına şaşıracaksınız. Mustafa Kemal hepsi hepsi 57 yıl yaşadı. Sanki kendisi dünyamızı bırakıp gittikten sonra kişiliği üzerinde bu soruların sürüp gideceğini kavramışçasına günlük yaşantısına sığdırdığı farklı düşünce ve tutumlarıyla bunlara cevap vermek istemişti.</p> <p>Cemal Kutay Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerini, Atatürk'ün fikri oluşumlarını nasıl ve hangi olayların sonucu sağladığını, uygulama alanına soktuğunu, dünya üzerinde yaşadığımız kıtaların buluştuğu hassas bölgelerin nasıl oluştuğunu ve nasıl olabileceğini sorulu-cevaplı diyalog içinde tespit ediyor.</p> <p>Gerçek anlamda belgesel nitelik taşıyan bu eseri herkesin okuması gerektiğine inanıyor, okurlarımıza sunmaktan abm Yayınevimiz adına mutluluk duyuyoruz.</p>

  • <p>Türk kavimleri ile Bizans İmparatorluğu arasındaki ilk yakın ilişkiler Avrupa Hunları döneminde başlamış ve Bizans'ın yıkılışına kadar çeşitli Türk topluluklarıyla devam etmiştir. Tüm bu zaman sürecinde Bizans İmparatorluğu bir şekilde topraklarını korumayı başarmış, ancak XI. Yüzyıldan itibaren bu durum değişmiş ve Bizans'ın hâkimiyeti altında olan Anadolu, aynı yüzyılda Türklerin eline geçmeye başlamıştır. Bizans'ın son dönemi, kuşkusuz Türk tarihinin aydınlatılması açısından büyük önem taşımaktadır. Anadolu'daki Türk varlığı ve Osmanlı Devletinin kuruluşunu başka bir gözle görebilmek için, bir Bizanslının anılarıyla döneme yolculuk etmek gerekir. Bu yolculukta ihtiyacımız olan en iyi rehberlerden biri ise kuşkusuz Georges Pachymeres'dir!</p>

  • <p>Casusluk ve istihbarat ile ilgili bu kitap kesinlikle geniş bir okuyucu kitlesini memnun edecek. Anlattığı 23 tane inanılmaz, şaşırtıcı ve önemli olayla sizi tarihin seyrini değiştiren en önemli casusluk operasyonlarının sırlarını keşfetmeye çıkarmaktadır. Dünyanın dört bir tarafında yaşanan bu esrarengiz operasyonlar, istihbarat örgütleri hakkında da ilk ve önemli tarihi tespitleri içermektedir. Tespit edilen bu gerçeklerin çoğu da gün yüzüne çıkmayan gerçeklerdir.</p> <p>İngilizlerin şifreli Alman haberleşme sistemini çözerek müttefikleri Hitler'in askeri planları hakkında önceden uyardıkları ULTRA Operasyonu'ndan, değiştirilmiş posta pullarıyla Almanların moralini çökertme yolları arayan ve 'Cornflakes' adı verilen OSS Operasyonu'na (aslında hiçbir şey uğruna çok geniş kaynakları kullanan tamamen çılgınca bir istihbarat girişimi) kadar bir çok inanılması güç operasyonlardan oluşuyor. Müttefiklerin, Almanları, Normandiya çıkarmasının sahte bir saldırı olduğuna inandırmalarını; Pearl Harbor'daki istihbarat faciasını; Walker ailesinin casus çemberini; CIA ile KGB arasındaki 'Köstebek Savaşları'nı ve birçok 20.yüzyıldaki inanılmaz casusluk operasyonları ve hilelerini olayların içinde yer alırcasına okuma fırsatı veriyor.</p> <p><br><br></p>

  • <p>Mahmut Goloğlu, (1915-1982) Akçaabat'ta doğdu, aynı günlerde babası Sarıkamış'ta şehit düştü. Trabzon'daki öğrenciliği sırasında Halkevi'nin yerel tarih araştırmalarına katıldı. Tarihle ilgisi böylece başladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirerek Tekel'de müfettiş oldu. Bir süre serbest avukatlık yaptıktan sonra aktif siyasete atıldı. Milletvekili oldu ve TBMM'de başkan vekilliği dahil pek çok görevde bulundu; Meclis Kütüphanesi'nde tarih çalışmalarını sürdürdü. Siyasetten çekildikten sonra, yerel tarih çalışmaları ile Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi konulu dizi kitaplarını kaleme aldı. 1976'da Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde Devrim Tarihi profesörü olarak ders vermeye başladı. Akademik çalışmalarıyla Boğaziçi Üniversitesi tarafından 1981'de Şeref Ödülü'ne layık görüldü. Milli Mücadele Tarihi dizisinin dördüncü kitabı Cumhuriyete Doğru, Meclisin kurulmasından Cumhuriyetin ilanına kadar olan iki yıllık sürede yaşananları anlatıyor.. Goloğlu, Siyasal şartların bir özetini vererek Cumhuriyet öncesi başlayan sorunların çözüm sürecini bir tarihçi titizliği ile ele alıyor… Büyük Millet Meclisi'nin anlamı, biçimi ve uygulamaları, Padişahlık ve Halifelik tartışmalarının seyri, Meclis'te ilk anayasa çalışmalarının sonucu: Hâkimiyet Kayıtsız ve Şartsız Milletindir. Uluslararası arenada Lozan Konferansı'na davet edilme süreci, Dünya Savaşı ertesinde yaşanan siyasi değişiklikler.. Ankara İtilafnamesi ve Hatay'ın durumu.. Cumhuriyete Doğru, 1921 ve 1922 yıllarında, savaşların bitmesiyle yaşanan gelişmeleri şimdiye kadar hiçbir yerde yayımlanmamış bilgi ve belgelerle aktarıyor. </p>

  • <p>Atatürk hâlâ önemli mi bizim için? Çok önemli. Peki akıl bizim için önemli mi, aklımızı kullanmak zorunda mıyız? Buna verilecek cevap neyse, Atatürk'ün bugün bizimle ilgili olup olmadığı, onun adını hatırlayıp hatırlamamız, onun yaptıklarından ders alıp almamamız gerektiği ortaya çıkacaktır. Kendisinin de söylediği budur.</p> <p>Atatürk bize aklın neler yapabileceğini göstermiştir. Bunun mümkün olduğunu göstermiş; ama "Ben böyle diyorum, böyle yapın" dememiştir. Bilakis, "Ben hiçbir şey söylemiyorum, sadece aklınızı rehber edinin" demiştir. Yaptığı bütün inkılapların gayesi de aklın rehberliğinde Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağa uygun, bütün mana ve biçimiyle uygar bir toplum haline dönüştürmektir.</p> <p>Atatürk bir diktatör mü, değil mi? Son yıllarda yazılmış en iddialı Atatürk kitabı olmaya aday bu eserde bu ve daha birçok sorunun cevabını bulacaksınız.</p>

  • <p>Devlet-i 'Aliyye, Osmanlı tarihçiliğinin çağımızdaki en büyük isimlerinden Halil İnalcık'ın yarım yüzyılı aşan çalışmalarının bir ürünü. Eserin bu ilk cildi, Osmanlı Devleti'nin bir beylikten Orta-Doğu ve Balkanlar'ı hükmü altına alan güçlü ve köklü bir imparatorluk haline gelişine odaklanıyor. İnalcık Osmanlı Klasik Dönemi'ni sadece siyasi tarih olarak ele almıyor. Siyasi tarihin toplumsal-ekonomik alt-yapısını, yani nüfus hareketleri, göçler, kitlelerin temel ihtiyaçları, tarım ve ticaretin bu ihtiyaçları karşılama şekilleri ve şehirleşme konularında da analizler yapıyor. Tarihsel sorunları açıklamada geçmişten gelen geleneksel zihniyet ve kurumlar çerçevesinin tespitine girişiyor.</p>

  • <p>Halil İnalcık Devlet-i 'Aliyye'nin ilk cildinde, Osmanlı Devleti'nin bir beylikten güçlü ve köklü bir imparatorluğa dönüşümünün öyküsünü konu ederek geniş kitlelere ulaştı. Okuyucuların merakla beklediği ikinci cildin konusu, imparatorlukta padişahlık otoritesinin yok oluş sürecinde çeşitli odakların iktidarı ele geçirmek için verdiği mücadele… Halil İnalcık, dönemin tarihçilerinin "tagayyür ve fesad", yani bozuluş ve kargaşa olarak adlandırdıkları bu durumu, o çağın kaynaklarından ve az bilinen arşiv belgelerinden de yararlanarak günümüz okuyucusu için anlatıyor, yorumluyor.</p>

  • <p>Köşesinin adı “Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi” idi. Yazılarını genellikle Evliya Çelebi seyahatnamesinin üslubu ile yazardı. Bazen de Dede Korkut şivesini kullanırdı. Ama bu yazdığı yazılar edebi, siyasi ve fikri sahada olurdu. Olayları güncel takip eder, köşesinden Evliya Çelebi'yi konuşturur, o günün olaylarını onun dili ile anlatırdı.</p> <p>Bazen tenkitlerini kahramanlık olsun diye Dede Korkut'a çevirir, hatalı siyasileri bir güzel haşlardı.</p>

  • <div><span style="text-align: start; text-indent: 0px; display: inline !important; float: none; background-color: rgb(255, 255, 255); ">Geoffroi de Villehardoin (1160 - 1212?) Fransız şövalye ve tarihçi. IV. Haçlı Seferi'ne katılmış, yazdığı kronikte Kutsal Topraklar'a varmadan Konstantinopolis'te sona eren seferin komutanlarını savunmuştur. IV. Haçlı Seferi Kronikleri, Geoffroi de Villehardoin'in Konstantinopolis'in Fethi ve Henri de Valenciennes'in İmparator Henri Tarihi adlı eserlerinden oluşmaktadır. Villehardoin amacından sapan IV. Haçlı Seferi'nin macerasını, Valenciennes ise Bizans'ta Latin İmparatorluğu dönemini samimi ve güvenilir bir biçimde anlatmışlardır.</span><br style="padding: 0px; margin: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: 'Trebuchet MS', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 12px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: normal; orphans: auto; text-align: start; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: auto; word-spacing: 0px; -webkit-text-stroke-width: 0px; background-color: rgb(255, 255, 255);"></div>

  • <p>Türk yakın tarihini anlamak için o dönemi yaşayanların anılarını objektif bir şekilde yazmaları gerekir. Askerler, siyasiler, üst düzey bürokratlar başından geçenleri genç kuşaklara aktarırsa gelecekteki muhtemel sorunların önüne geçilebilir. Ülkemizde başından geçenleri objektif bir şekilde anlatan ve yazanlardan biri de emekle albay Erdal Sarızeybek'tir. Bir önceki kitabı ‘Ya Gazi Paşa Duyarsa' ile tüm şimşekleri üzerine çeken ve yazılamayanları yazan Sarızeybek bu kez ihaneti sorguluyor. PKK terör örgütünün 1980'lerden günümüze kadar sarmaşık gibi nasıl boy attığını ve ona bilmede (!) de olsa yardım eden siyasi, askeri tüm yetkilileri mercek altına alıyor. Turgut Özal'dan Tayyip Erdoğan'a, askeri bürokrasiden diğer yetklilere bu sürece dahil olmuş herkes Sarızeybek'in kaleminden nasibini alıyor. Kitabın bir diğer çekici noktası da Cem Ersever olayı. Ersever'in kimler tarafından öldürüldüğü. Doğu Anadolu'daki rantın nasıl ve kimler tarafından bölüşüldüğü ve kaçakçılık faaliyetlerinin nasıl organize edildiği kitapta ayrıntılı bir şekilde anlatılmış. ‘İhanet Gördüm' yakın tarihin kirli sayfalarını gösteren, PKK olgusunun perde arkasındaki isimleri yansıtan, bu ülkeye ihanet edenleri resmeden çarpıcı bir çalışma.</p>

  • <p>İlkçağ insanlığın sınıfsız toplumdan sınıflı toplum dönemine geçtikten sonraki ilk ve en uzun çağı. Binlerce yılı kapsıyor. Aslında dayanılmaz acılarla dolu bir çağ; sınıflı toplumların en korkunç biçimi, kölelik var çünkü. Henüz bütün insanların insan olarak da tanınmadığı yüzyıllar. Ama insanoğlu, yazı da içinde olmak üzere, edebiyattan sanata, bilimden felsefeye değin, aklın ve beynin ilk büyük fetihlerini de bu çağda yapmış: Önlerinde bugün de hayranlık duyup saygıyla eğildiğimiz fetihler bunlar. İlkçağ önemli. Öylesine önemli ki onu görmeden ve tanımadan çağları anlamak bütünüyle olanaksız. Bu kitap onun öyküsü işte...</p>

  • <p>Birinci elden kaynaklara, arşiv belgelerine, fotoğraflara, tarihî bilgilere ve kişilerin şahitliklerine başvurularak hazırlanan "Harput Yollarında" adlı bu eserin yazarı İshak Sunguroğlu, belge ve bilgileri, soğuk ve akademik bir havada değil, duygu ve düşüncelerin, geçmişin, hatıraların özlemi içinde ele almıştır.</p> <p>İshak Sunguroğlu için Harput, Harput'un eski günleri, artık çok uzaklardadır. Çocukluk ve gençliğini yaşadığı, binlerce yıllık tarihe sahip olan bu şehir yok olmuştur. Eski ihtişamından eser kalmamış ve evlerin kapılarını örümcek ağları bağlamıştır. Bundan dolayı Sunguroğlu'nun içi kan ağlamaktadır.</p> <p>Eser sadece Harput'un değil, bölgedeki Malatya, Diyarbakır, Tunceli, Bingöl gibi şehirlerin, Doğu Anadolu Bölgesi'ninde yerel tarihini içine alır. Böylece biz, pâyitahta uzak olan – daima göz ardı edilen– taşranın: Anadolu'nun sessizce akan tarihinin, yaşanan onca acının, ızdırabın ve yıkımın şahidi olduğumuz gibi, buraların saduman oldugu günleri de görürüz. Günlük olaylar, sosyal ve dinî hayat, insanların birbirleriyle olan ilişkileri detaylı bir şekilde bu eserde yerini alır. Öyle ki yemeklerden, çocukların eğitiminden, yaz ve kış eğlencelerinden, düğünlerden, dinî merasimlerden, bayramlardan, ramazanlardan vb. daha bir çok sosyal faaliyetten ilk elden haberdar oluruz. </p> <p>Özellikle 19. ve 20. yüzyılda yaşanan siyasi ve sosyal çalkantıların toplumda yarattığı yansımalar ve oluşturduğu kırılmaları, yaşayanların ağzından duyma imkanı buluruz.</p> <p>Özetle söyleyecek olursak, Anadolu'yu ve onun toprağı ile yoğrulmuş insanı daha yakından tanıma şansını elde etmiş oluruz.</p>

  • <div><span style="text-align: start; text-indent: 0px; display: inline !important; float: none; background-color: transparent; ">"Terakki ve İttihat Cemiyeti, tarihimizin her zaman için iftihar edeceği bir teşekküldü. Onu sarsan, solduran; kendi tarihi adıyla İttihat ve Terakki, fırkacılık hayatına atılması ve kendi kendini aşındırması olmuştur.</span><br style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; text-align: start; text-indent: 0px; background-color: transparent; "><span style="text-align: start; text-indent: 0px; display: inline !important; float: none; background-color: transparent; ">Cemiyetin bir uzvu sıfatıyla, onun bu vaziyete düşmemesi için, ben çok uğraştım; fakat cemiyetin bünyesine yapışan tufeyliler, hazıra konmak için o eski feragat sahibi başları, nabız tutmak sanatıyla hırs ve istibdat çukuruna sürüklediler.</span><br style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; text-align: start; text-indent: 0px; background-color: transparent; "><span style="text-align: start; text-indent: 0px; display: inline !important; float: none; background-color: transparent; ">Cemiyetin şerefli tarihiyle fırkanın hata ve mesuliyetleri birbirine karıştırılmamalıdır. Fırka büsbütün başka bir teşekkül ve büsbütün başka bir istikamettir. Adeta İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin tereddiyi andıran bir istihalesidir. Bazı şahsiyetlerin her iki safhada rol almaları zihinlerde büyük karışıklıklar ve yanlışlıklara sebep olabilir. Ancak cemiyetin ve fırkanın tarihleri üzerinde yapılacak ciddi bir tahlil bize her ikisinin karakterlerini göstereceği gibi o şahsiyetlerin ihtilalci ve devlet adamı sıfatı ile rollerini ve kıymetlerini de bize anlatır."</span></div>

  • <p>Ruslara göre Kırım kesinlikle bir sömürge değil, aksine eski çağlardan beri Rus toprağıdır ve dolayısıyla Rusların oraya gelişi bir istila değil, atalarına ait olan toprakların istirdatıdır. Cesetlerin köy ve kasaba sokaklarında tepeleme yığıldığı 1931-1933'iin korkunç kıtlık yıllarında yabancı vapurlar Kırım limanlarında ara vermeksizin altın gibi buğday yokluyorlar, borularla tankerlere şıra doldumyorlardı. Korkunç kıtlık geride kalan herkesi biçti. Kendi mahsulünden mahrum bırakılan Kırım Türklerine bu bölgeye mahsus yiyecek maddesi .sokulmuyor, insanların sokaklarda köpek gibi açlıktan ölmesi zevkle seyrediliyordu. Çünkü onlar insan değildi.. Ruslara göre Kazaklar, Kırgızlar, Tatarlar Cengiz'in ve Timur'un torunlarıydılar ve Amerika'da Kızılderililere nasıl muamele edilmişse, onlara da öyle muamele edilmeliydi. Ya peki Naziler? Onlar da Reich'a katıldıktan sonra Kırım'da Tatarlara yer olmadığı kanaatindeydiler. İlk ırkçı Nazi teorisine göre "Moğol, Tatar ve Kırgız aşağı ırkla eşdeğer kelimelerdi ve Rusya'nın Asyalaşması ırkî saflığını yok etmişti." 1943'lerde bile Almanya'da gösterilmek üzere yapılmış bir propaganda filminde Almanlar Kırım'da yerlerini "daha asil bir ırkın alacağı" "Tatar tiplerden ve Asyalı geri kalmışlıktan" bahsediyorlardı. Hitler, 16 Temmuz 1914'de "Kırım'ın bütün yabancıların sürüleceği veya tahliye edileceği saf bir Alman kolonisi olacağına" karar vermişti.</p>

  • <p>Muazzez İlmiye Çığ, 1914 ylında Bursa'da doğdu. 1931'de İlkokul öğretmeni oldu ve Eskişehir'de 4,5 yıl öğretmen olarak çalıştı. 1936'da, yeni açılan Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne girdi. Fakültenin Sumeroloji Hititoloji ve Arkeoloji bölümlerindeki eğitimini 1940 yılında tamamlayan Çığ, İstanbul Arkeoloji Müzelerine Çiviyazıları uzmanı olarak atandı. Müzede bulunan Sumer, Akad, Hitit dillerinde yazılmış 74 bin çiviyazılı belge üzerinde 33 yıl çalıştıktan sonra emekli oldu. Yurtiçinde ve yurtdışında çok sayıda bilimsel kitabı, makalesi yayımlandı. Muazzez İlmiye Çığ, Sumer kültürü üzerindeki çalışmalarını bugünde sürdürüyor. Yazar bu kitapta, Sumer dini ve edebiyatından Yahudilik, Hrsitiyanlık ve Müslümanlığa; bu dinlerin kutsal kitaplarına ulaşan etkileri ve konuları, belgeleriyle ve karşılaştırmalı olarak sunulmaktadır. Sumerliler, bu dinlerin çıkışından yüzlerce hatta binlerce yıl önce, siyasal yaşamlarını yitirmişlerdi. Ancak, Sumerliler, icat ettikleri ve istenileni yazacak biçimde geliştirdikleri yazılarıyla, Ortadoğu kavimlerini etkileri altına almışlar ve bu etki Batı dünyasına kadar uzanmıştır.</p>

  • <p>Biz şuna kaniiz ki, bir millet eğer tarihini bilmiyorsa, tarihi yanlış öğretiliyor ve bilerek başka bir istikamete sevkediliyorsa, o millet için çöküş mukadderdir.</p> <p>Pek geriye değil, yüz yıl evveline dönüp baktığımız vakit, Türk devletinin, Osmanlı adı altında dünya siyasi haritasında işgal ettiği yerleri dehşet ve ibretle görürüz.</p> <p>Üç kıtaya yayılmış devasa bir imparatorluktan, dünyanın en kudretli iki donanmasından birisine sahip olduktan, dünyanın en modern harp tekniğine göre hazırlanmış ve devrinin bütün askeri otoritelerinin gıptasını çekmiş kudretli bir orduya sahip bir devletten geride kalanlarla meydana gelmiş küçük bir devlet durumuna nasıl indirildiğimizi anlamak cidden pek zordur. Aklın ve idrakin reddetmeye daima meyyal bulunduğu bir anlama keyfiyetini, derinlemesine inmedikçe, Osmanlı ciddi surette tedkik edilmedikçe tesbit etmek asla mümkün değildir.</p> <p>Biz, işte bu anlama keyfiyetini yerine getirmek için bu tecrübeyi yaptık ve Sultan Abdülaziz Han'ın katli hadisesini ele eldık; zira, bu mevzu üzerinde, Türk milletinin salahiyetli bildiği zevatın hemen hepsinin yazdıkları, birbirlerinin devamı veya teyidi mahiyetinde olarak, daima bir istikamette gelişmiş ve hepsi bir noktada ittifak etmişlerdir:</p> <p>Sultan Abdülaziz katledilmiştir, intihar etmemiştir.</p>