Kategori

  1. Edebiyat
    1. Roman
    2. Dünya Edebiyatı
    3. Amerikan Edebiyatı
    4. Türk Edebiyatı
    5. Tarihsel Romanlar
    6. Şiir
    7. Anı - Mektup - Günlük
    8. Polisiye
    9. Fantastik
    10. Biyografi-Otobiyogafi
    11. Aksiyon - Macera
    12. Alman Edebiyatı
    13. Çizgi Roman
    14. İngiliz Edebiyatı
    15. Diğer Ülke Edebiyatları
    16. Tarihi Roman - Öykü
    17. Öykü
    18. Deneme
    19. Deneme - İnceleme
    20. Gençlik Edebiyatı
    21. Latin Edebiyatı
    22. Anlatı
    23. Fransız Edebiyatı
    24. Bilimkurgu
    25. İspanyol Edebiyatı
    26. Senaryo
    27. Rus Edebiyatı
    28. Bilim Kurgu Kitapları
    29. Ortadoğu - Arap Edebiyatı
    30. Divan Edebiyatı - Halk Edebiyatı
    31. İtalyan Edebiyatı
    32. Aşk Roman ve Öyküleri
    33. Mizah
    34. Eleştiri, İnceleme, Kuram
    35. Politik Kurgu
    36. Halk Edebiyatı
    37. Aşk
    38. Klasikler
    39. Korku-Gerilim
    40. Uzakdoğu Edebiyatı
    41. Korku - Gerilim
    42. Araştırma-İnceleme-Referans
    43. Biyografi - Otobiyografi - Monografi
    44. Efsane-Destan
    45. Macera - Aksiyon
    46. Oyun
    47. Antoloji
    48. İskandinav Edebiyatı
    49. Senaryo - Oyun
    50. Dil Bilim
    51. Eleştiri - Kuram
    52. Seyahatname
  2. Felsefe
    1. Diğer
    2. Felsefi Akımlar
    3. Felsefe Tarihi
    4. Bilim Felsefesi - Yöntembilim
    5. Din Felsefesi
    6. Araştıma-İnceleme-Referans
    7. Marksizm
    8. Genel Felsefe
    9. Etik
    10. Estetik
    11. Genel ve Referans
    12. Siyaset Felsefesi
    13. Mantık - Bilgi Felsefesi
    14. Düşünce
    15. Modernizm - Postmodernizm
    16. Doğu Felsefeleri
  3. Politika Siyaset
    1. Türkiye Siyaseti ve Politikası
    2. Dünya Siyaseti ve Politikası
    3. Azınlıklar, Etnik Sorunlar
    4. Genel Politika, Siyaset Bilim, Siyaset Tarihi
    5. Diğer
    6. Politik Akımlar - Hareketler
    7. Derin Siyaset, Komplo Teorileri
    8. Avrupa Birliği
    9. Araştırma-İnceleme
    10. Sol Hareketler
    11. İslam, Ortadoğu
    12. Siyaset Bilimi
    13. Kurumlar, Örgütler
    14. Uluslararası İlişkiler, Dış Politika
    15. Uluslararası İlişkiler
  4. Ekonomi
    1. Dünya Ekonomisi
    2. Halkla İlişkiler, İnsan Kaynakları
    3. Araştırma-İnceleme-Kuram
    4. İş Dünyası
    5. Diğer
    6. Yönetim
    7. Türkiye Ekonomisi
    8. Referans Kitaplar
    9. İşletme, Muhasebe, Maliye
  5. Tarih
    1. Yakın Tarih
    2. Araştırma - İnceleme
    3. Osmanlı Tarihi
    4. Referans Kitaplar
    5. Diğer
    6. Mustafa Kemal Atatürk
    7. Atatürk Hakkında ve Kendi Yazdıkları
    8. Dünya Tarihi
    9. Türkiye ve Cumhuriyet Tarihi
    10. Türkiye Cumhuriyeti (Siyasi ve Askeri Tarih)
    11. Tarih Felsefesi
    12. Araştırma-İnceleme
    13. Anı - Mektup - Günlük - Seyahatname
    14. Osmanlı ve Öncesi (Siyasi ve Askeri Tarih)
    15. Önemli Olaylar ve Biyografi - Otobiyografi
    16. Osmanlı ve Öncesi (Sosyal Tarih)
    17. Türk Tarihi Araştırmaları
    18. Bölgeler
  6. Genel Konular
    1. Biyografi - Otobiyografi - Monografi
    2. Makale - Deneme - Derleme
    3. Diğer
    4. Özlü Sözler - Duvar Yazıları
    5. Söyleşi
    6. Araştırma-İnceleme
    7. Eğlence - Mizah
    8. Gizem - Parapsikoloji - Büyü - Ezoterizm - Spritüalizm
    9. Parapsikoloji-Gizem
    10. Referans - Kaynak Kitap
  7. İslam
    1. Diğer
    2. Makale - Deneme - Derleme
    3. Araştırma-İnceleme
    4. İslam ve Günümüz İslam Düşüncesi
    5. İbadete Dair
    6. Hz. Muhammed
    7. Edebiyat - Roman
    8. İslam Tarihi
    9. Kuran ve Kuran Üzerine
    10. İslam Eğitimi
    11. Tasavvuf - Mezhepler - Tarikatlar
    12. Alevilik-Bektaşilik
    13. Siyasi - Felsefi İslam
    14. İslam ve Düşünce
    15. İslam ve Etik
    16. İslam ve Kültür
    17. İslam ve Bilim - Popüler Bilim
    18. İslamda Kadın ve Aile
    19. Biyografi - Otobiyografi
    20. Meal-Tefsir-Hadis
    21. İslam Hukuku
  8. İnsan ve Toplum
    1. Diğer
    2. Kişisel Gelişim
    3. Kültür Sosyolojisi
    4. İletişim - Medya
    5. Psikoloji
    6. Cinsellik
    7. Siyaset Sosyolojisi
    8. Antropoloji
    9. Kent ve Kent Sosyolojisi
    10. Sosyoloji (Diğer)
  9. Edebiyat (Roman - Öykü) Yerli
    1. Roman
    2. Öykü ve Anlatı
    3. Cumhuriyet Dönemi Roman
  10. Dinler - Mitolojiler
    1. Dinler Tarihi - Felsefesi
    2. Mitolojiler
    3. Hıristiyanlık
  11. Eğlence - Mizah - Oyun
    1. Mizah
    2. Fıkra
    3. Karikatür
  12. Politika
    1. Kürt Sorunu - Kürtler
    2. Devlet Güçleri - İstihbarat Örgütleri
    3. Gazeteci Kitapları
    4. Uluslararası İlişkiler - Dış Politika
    5. Sol Üzerine
    6. Yönetim - Devlet Üzerine
    7. Azınlıklar-Etnik Gruplar
    8. Politik Hareketler
    9. Siyaset Bilimi
    10. Ortadoğu - Arap
    11. Demokrasi
    12. Diğer
    13. Kapitalizm Üzerine
  13. Şiir
    1. Cumhuriyet Dönemi ve Günümüz
    2. Çeviri Şiir
    3. Şiir
  14. Çocuk Kitapları
    1. Bilmece, Bulmaca
    2. Dünya Klasikleri
    3. Masallar
    4. Edebiyat
    5. Roman-Öykü
    6. Hikayeler
    7. Hikaye-Öykü
    8. Çizgi Roman
  15. Bilim - Mühendislik
    1. Popüler Bilim
    2. Doğa Bilimleri
    3. Bilim Tarihi
  16. Edebiyat (Roman - Öykü) Çeviri
    1. Fransız
    2. Rus - Eski Sovyet Cumhuriyetleri
    3. Hindistan - Pakistan
    4. Kuzey Amerika
    5. İngiliz - İrlanda
    6. Diğer
    7. Doğu Avrupa
    8. Uzakdoğu
    9. İtalyan
    10. Avustralya
    11. Alman - Avusturya
    12. İspanya - Portekiz
    13. İskandinav
    14. Afrika
  17. Bilgisayar
    1. Güvenlik - Security
  18. Yabancı Dilde Kitaplar
  19. Psikoloji
    1. Genel Psikoloji
    2. Başvuru Kitapları
    3. Çocuk Psikolojisi
    4. Ekoller ve Yaklaşımlar
  20. Ekonomi - Emek - İş Dünyası
    1. Kuram
    2. Türkiye Ekonomisi
    3. İş Dünyası - Kariyer
  21. Eğitim
    1. Diğer
    2. Eğitim Sorunları
    3. Sözlükler ve Konuşma Kılavuzları
    4. Dil Öğrenimi
  22. Sağlık
    1. Diğer
    2. Cinsellik
    3. Sağlık İletişimi
    4. Başvuru Kitapları
    5. Beslenme ve Diyet
    6. Alternatif Tıp, Şifalı Bitkiler
    7. Yoga -Meditasyon
  23. Sosyoloji
    1. Kültür ve Bilim
    2. Diğer
    3. Genel Sosyoloji
    4. Siyaset Sosyolojisi
    5. Kadın Çalışmaları
    6. Sivil Toplum Kuruluşları
  24. Sanat
    1. Sanat Tarihi
    2. Fotoğraf, Sinema, Tiyatro
    3. Resim
    4. Diğer
    5. Kuram
    6. Grafik Sanatlar
    7. Fotoğraf
  25. Müzik
    1. Genel Kavramlar, Kuram ve Tarihçe
  26. Bilim-Kurgu-Teknoloji-Mühendislik
    1. Bilim Tarihi
    2. Popüler Bilim
    3. Bilim (Diğer)
  27. İnanç Kitapları - Mitolojiler
    1. Diğer
    2. Hıristiyanlık
    3. Dinler Tarihi
    4. Mitolojiler
    5. Müslümanlık
    6. Musevilik
    7. Diğer İnançlar
  28. Periyodik Yayınlar
    1. Edebiyat
  29. Hobi
    1. Diğer
    2. Bilmeceler, Bulmacalar
    3. Spor
    4. Yemek Kitapları - İçecekler - Gurme
  30. Akademik
    1. İşletme - Finans - Pazarlama - Muhasebe
    2. Fizik
  31. Aile (Kadın, Erkek ve Çocuk)
    1. Anne Baba Kitapları
  32. Gezi ve Rehber Kitapları
    1. İstanbul Rehberi
    2. Gezi Rehberi
  33. Yemek Kitapları
    1. Türk Mutfağı
  34. Sinema
  35. Tiyatro
  36. Dış Politika

En Son İndirilen Kitaplar

  • Resim Bir Nefeste Dünya Mitolojisi
    Bir Nefeste Dünya Mitolojisi

    Mitolojinin kültürümüz ve günlük yaşantımız üzerindeki etkisi, sandığımızdan çok daha fazladır.Sinema, müzik ve edebiyat

  • Resim Üçgendeki Tezgah
    Üçgendeki Tezgah

    Üçgendeki Tezgah'ın ilk baskısı 5.000 adet basıldı ve iki ay gibi kısa bir sürede tükendi. Kitabın

  • Resim Cesur Yeni Dünya
    Cesur Yeni Dünya

    "Endişe Çağı'nın başyapıtı."- Ursula K. Le Guin"Kışkırtıcı, aydınlatıcı, şaşırtıcı ve büyüleyici."- Observer"Ben

  • Resim Macbeth
    Macbeth

    William Shakespeare'in en önemli eserlerinden olan Macbeth, Türkçeye ilk kez merhum Doktor Abdullah Cevdet

  • Resim Dörtlerin Yemini
    Dörtlerin Yemini

    "Benim adım Sherlock Holmes, benim işim başkalarının işini bilmektir."Yardım almak için Baker Street 221B

Kültür ve Bilim

  • Aydın kavramının nesnelliği, aydının doğuşu, ilk aydınlar: Enbiya ve evliya, aydının yapıtaşları: İdeoloji ve işlev, aydın ile kafa emekçisi farkı, hakim sınıf aydınının "asil yalanları", devrimci sınıf-devrimci aydın, kitle hareketi-aydın diyalektiği, "bağımsız" ve "özerk aydın", örgütlenme ve aydın, aydın metafizikleri: Düşüncenin, aklın ve kültürün idealleştirilmesi. Kültür ve uygarlık nedir, sınıfsal karakterleri, ulusal kültür-uluslararası kültür, kabile kültürünün, feodal ve kapitalist kültürün evrenselliği, ulusun ve Türk ulusunun yaratıcısı, ulus kurgusundaki gerçeklik ve yanılsama, ulusun mayasındaki ruh, yabancı kültürün yerlileşmesi, küreselleşme ve işçi sınıfının uluslararası kültürü. Doğu kültürü-Batı kültürü, Oryantalizm, Doğu-Batı ayrımının emperyalist karakteri, insanlığın ortak gelişme yatağı ve Doğu'nun dinamizmi, ileri-geri diyalektiği, Türkiye'nin batılılaşma çıkmazı.

  • Biyolojik açıdan, herhangi bir kültürün kendisini yeniden üretme gereksinimini unutacağı düşünülemez. Ama, toplumsal açıdan, bir kültürün çocukluk tasarımını taşımaksızın varolması olanaklıdır. Bebekliğin tersine çocukluk, biyolojik bir kategori değil, toplumsal bir kurgudur.<br> <br> Çocukluk tasarımı Rönesans'ın büyük icatlarından biridir. Bilim, ulus devlet ve dinsel özgürlük ile birlikte, hem toplumsal bir yapı hem de psikolojik bir koşul olarak çocukluk, onaltıncı yüzyılda ortaya çıkmış, günümüze dek inceltilip geliştirilmiştir. Ama tüm toplumsal kurgular gibi çocukluğun süreğen varlığı da kaçınılmaz değildir.<br> <br> "Çocukluğun Yokoluşu" çocukluk tasarımının göz kamaştırıcı bir hızla yittiği gözleminden yola çıkarak, iletişim araçlarının toplumsallaşma sürecini nasıl etkilediğini, özel olarak matbaa makinesinin çocukluğu nasıl yarattığını, elektronik araçlarınsa onu nasıl yokettiğini soruşturuyor.<br> (Arka Kapak)

  • <p>Irkçılık, insanca ve sevgili hiçbir alanda yer bulamayan duyguların, davranış kalıplarının, devlet politikası ve savaş aracı haline getirilmesidir. Dur durak bilmeden savaşlar, yangınlar çıkaran bu olgu, insanlığın çöp tenekesidir. "Deprem 7.2 Irkçılık 77.2" başlığını taşıyan bu çalışma, Van-Erçiş'te meydana gelen depremden sonra, Türkiye'de ağır bir hastanın kendini koyvermesi gibi bir kez daha açılıp saçılan nefreti, ötekileştirmeyi eksen alıyor. Deprem acısıyla boğuşan, yüzlerce ölüyü toprağa vermeye çalışan bir kente, bir halka hangi "İnsanlar" hangi "Duygularla" taş, sopa, bayrak, kirlenmiş regl bezi, Kuran-ı Kerim ve küfür yazılı kağıtlar gönderir? Bunu yapanlar, toplum içinde hakikaten azınlıkta mıdır? Bunu yapabilenler, hangi inanca, hangi ulusa, hangi politik duruşa mensuptur? İyi ama bütün bunlar birdenbire mi oluştu? Bu davranışları bize hangi "Tarih" armağan etti? Edebiyatta, müzikte, atasözünde, sanatın diğer dallarında, şakalaşmalarda, basında, eğitimde, gündelik yaşamda ırkçılık nasıl şekillendi? Kaç tür ırkçılık var? Kaçı gizliden gizliye, kaçı açıktan açığa yürüyor? Tevfik Taş'ın bu çalışması düşmanlıktan medet ummacılığı, akan kanı zafer sanmayı, aşağılamayı, horlamayı, bütün bir halk için fenalıklar istemeyi ve ırkçılığı irili ufaklı vargı biçimleriyle sorgulamayı amaçlıyor . Ancak elinizdeki kitabın çok geniş kapsamlı bir sorusu daha var: Bugün, Barış isteyenler salt romantik, soyut bir olgudan mı söz ediyor? Barış isteyenlerin nasıl bir kültürel ortama gereksinimi var? Barış kültürü yaratılmadan, büyütülmeden kalıcı bir barış olanaklı mıdır? Peki ama bütün bunlar Barış olmadan olanaklı mıdır?</p>

  • <p>Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu (SCUM Manifesto)'nu politik bir metin olarak değil, bir sanat eseri, o yılların Amerikan toplumunun ve kültürünün acımasız bir eleştirisi olarak okumak gerekir. Kaleme aldığı manifesto kadar "Andy Warhol'u vuran kadın" olarak da tanınan Valerie Solanas, küçüklüğünden itibaren patriyarka karşısında yaşadığı her şeyden politik sonuçlar çıkartmış ve Manifesto'da ifade etmiş.Aile, baba, akıl hastalığı ve cinsellikle ilgili yazdıklarında bu açıkça görülür. Kadınların yaradılıştan noksan, zayıf ve aşağı oldukları asırlardır iddia edilir. Valerie bunu eğlenceli bir biçimde ters yüz etmiş ve doğal, bilimsel! politik sonuçlarına götürmüş; eğer bir cins eksikse, bu eril olandır ve öyleyse onların bertaraf edilmeleri gerekir. Bu manifestonun "kadın erkek çoğumuzun, kadın kalbinde yattığına inanmak istemediğimiz bir intikam ateşini dillendirdiği" söylenir. Katılıyoruz...</p>

  • <div><span style="text-align: start; text-indent: 0px; display: inline !important; float: none; background-color: transparent; ">"Filmler asla "sadece film" ya da bizleri eğlendirmeyi ve dolayısıyla dikkatimizi dağıtarak bizi toplumsal gerçekliğimizle ilgili asıl sorunlardan ve mücadelelerden uzaklaştırmayı amaçlayan hafif kurgular değildir. Filmler yalan söylerken bile toplumsal yapımızın can evindeki yalanı söylerler. Bu nedenle, elinizdeki kitabı yanlızca filmlerin toplumsal gerçeği nasıl yansıttığı ya da meşrulaştırdığıyla ilgilenenler değil, toplumlarımızın nasıl olup da kendilerini ancak filmler aracılığıyla yeniden ürettiği konusunda fikir sahibi olmak isteyenler de okumalı. Uzun lafın kısası, tam da bu sebepten dolayı Filmlerle Sosyoloji'yi hemen hemen herkes okumalı." -Slavoj Zizek.</span><br style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; text-align: start; text-indent: 0px; background-color: transparent; "><span style="text-align: start; text-indent: 0px; display: inline !important; float: none; background-color: transparent; ">Filmlerle Sosyoloji en azından üç farklı şekilde okunabilir: Birincisi, film analizi aracılığıyla toplumsal teori yapmaya yönelik bir çaba olarak; nitekim kitabın her bölümü gerçeklik ile kurmaca, sinema ile toplumsal teori arasındaki ilişkiyi ele alıyor. İkincisi, toplumsal teori dahilindeki belli başlı alanlarla ve kavramlarla; toplumsal cinsiyet, kimlik, öteki, kitle, terör, korku ve güvenlik, kapitalizm ve direniş, kamplar ve yoksulluk, etik ve tanıklık, vb. ile bir hesaplaşma olarak. Üçüncüsü de, filmlerin analiz araçları olarak kullanıldığı bir sosyal teşhis girişimi, sinemayı sosyolojik amaçlar için kullanarak sosyoloji yapmaya yönelik bir çaba olarak okunabilir.</span></div>

  • <p>Yaşamını medyatik uygarlığın ötesinde, herkesten uzakta ve gizlice tamamlamış olan Guy Debord XX. yüzyılın ikinci yarısının en önemli şahsiyetlerinden ve kâhinlerinden biridir. Gösteriye katılmayı reddeden bir radikaldir! Debord'un Gösteri Toplumu adlı kitabı yıkıcı olduğu kadar tarihe de direnebilmiş bir eserdir. 70'lerde yayımlandığında "aşırı" tezleri nedeniyle "şok" yaratmış, 80'lerde ise hayatın doğruladığı bir metin olarak kabul görmüştür. Egemenliğini tüm dünyada çoktan kurmuş ve gündelik dile geçirmiş olan "gösteri toplumu"nu ilk kez tanımlayan ve adlandıran Debord, kapitalist iktisadın ve meta dolaşımının uzantısı olarak nitelendirdiği gösteri egemenliğinin sosyalist oldukları iddiasında olan ülkelerde de var olduğunu; dünyanın yeniden tek bir pazar haline geleceğini ve bürokratik iktidarların da Amerikan tipi gösterinin hâkimiyeti altına gireceğini söylemiştir. Gösteri Toplumu'nda tek kelimeyi bile değiştirme gereğini duymadan yıllar sonra kaleme aldığı Gösteri Toplumu Üzerine Yorumlar'da mafya, terörizm, polis devleti gibi olguların nasıl gösterinin bir parçası haline geldiklerini anlatmaktadır. Gösteri toplumunda, kurtuluş vaatleri de gösterinin bir parçasına dönüşür, sahteleşir. Tüm dünya aynı gösterinin sahnesidir artık; hepimiz aynı gösterinin oyuncusu ve seyircisi oluruz. Tarihsel bilgiyi yok etmek, özgünlük görünümü altında sansürü genelleştirmek, gösterinin vazgeçilmez ikizi olan terörizme girişmek, doğruyu bir yanlışlık anı yapmak, öznelliği silmek... gösteri toplumunun söylemini oluşturur. Bu umutsuzluk kitabı, hapishaneye dönüşmüş bir dünyada yaşadığımızı gözler önüne serer. Antikçağdan günümüze, zaman kavramından mekân kavramına, şehircilikten turizme ve kültürel tüketim soytarılığına kadar her alana uzanan Gösteri Toplumu'nun labirentleri arasındaki yolculuk kitabın ortalarında giderek dehşete dönüşür: Çıkış yoktur! Debord karamsardır! Karamsarlığın doruğunda yaşayan tüm devrimciler gibi gerçekçidir de... Hakikati söyler.</p>

  • <p>Hoşgörü, insan toplumlarının kalıcı bir barış ve huzur ortamında yaşayabilmelerinin vazgeçilmez şartıdır. Bu sadece bugün böyle değildir. Dün de böyleydi, yarın da böyle kalacaktır. Hoşgörünün iki temel alanı vardır. Birincisi, toplumsal hoşgörüdür. Toplumsal hoşgörünün sosyolojik bir olgu olarak yerleşmesi zaman alır. Hoşgörünün ikinci boyutu siyasal alanla, daha doğrusu devletin toplumsal hayattaki yeriyle ilgilidir. Hoşgörünün çözmeye çalıştığı temel problemlerden biri insanların farklı dinlere veya aynı dinin değişik yorumlarına inanmaktan kaynaklanmaktadır. John Locke yaklaşık üçyüz yıl önce yazdığı bu denemesinde hoşgöre problemini, özellikle dini meseleler çerçevesinde enine boyuna tartışmaktadır.</p>

  • <p>Şerif Mardin'in İdeolojisi ülkemizde alanında yayımlanmış ilk kitaptır. Mardin bu çalışmasında, ideoloji üzerine yapılagelen "iyi ve kötü" değerlendirmelerin dışına çıkıyor. İdeolojik düşüncenin özelliklerini, ideolojik düşünceyi oluşturan etkenleri, bu düşünce tarzının yapısal özelliklerini, kavramın tarihi gelişim süreci içinde tartışıyor. Şerif Mardin'in incelemesi, "ideoloji ve bilim felsefesi", "ideoloji ve sosyal değişme" ve "simgelerin dağıtımı ve bilginin üretilmesi" başlıklarında meydana geliyor.</p>

  • <p>Cemil Meriç'in Jurnal'inin 2. cildi, 1960'lardan '80'lere Meriç'in ruh ve düşünce dünyasındaki dalgalanmaları yansıtıyor. Kitaplarına geçmemiş düşünceleri, notları... Anılarına dönerek çocukluğunu ve gençliğini ele aldığı özyaşam öyküsü değerlendirmeleri... Duygu dünyasını, zaaflarını, tutkularını döktüğü mektuplar... Özellikle yaşatmak-yaratmak ikilemini dorukta yaşadığı aylarda, 'idealar âlemindeki kadın' olarak bağlandığı Lamia Hanım'a yazdığı mektuplar, Jurnal 2'nin en hacimli ve en 'özel' metinleri. "Tekdim ve bütünümle seviyordun, sevmeğe mahkûmdun" diyecek kadar iddialı ve özgüvenli, ama beri yandan anlaşılmamışlıkla, hayal kırıklıklarıyla, zilletlerle yüklü... Kitapta, "düşüncenin bütün huysuzluklarına, bütün hoyratlıklarına, bütün çılgınlıklarına selâm" eden; ama "düşündüklerimizin ne değeri var?" diye de yazabilen Meriç'in duygusal izdüşümü var.</p>

  • <p>Popüler şarkılardan, fotoğraflardan, gazete haberlerinden olduğu kadar edebiyat yapıtlarından da yola çıkarak Türkiye'nin yakın tarihinde öne çıkmış kültürel imgeleri inceliyor Kötü Çocuk Türk: Bir yanda bir kapılma, özenme ve büyülenme, diğer yanda bir "kendine dönme" ısrarı. Gürbilek, bu ikilikten doğan ve neredeyse bir yazgı halini almış ruh durumuyla, alaturkalık açmazıyla ilgileniyor: Popüler imgelem kadar edebiyatı da etkilemiş bu yazgının kültürel alandaki ifadelerine, hiçbirimizin yabancısı olmadığı çileli kahramanlara, acıların çocuklarına, kudretsiz babalara, mağdur olmalarına rağmen onurunu korumuş yetim delikanlılara, yabancı arzuların buyruğuna girmiş züppelere, nihayet edebiyatın kötü çocuklarına yakından bakmayı deniyor. "Türklük" ve "kötülük" nerede değiyor birbirine? Bu temas noktasını nasıl kavrayabiliriz? Hepimiz düşünmeyi erteleyemeyeceğimiz kadar yakınız bu sorulara...</p>

  • <p>Kürt sosyopolitiği alanında bir klasik sayılan Ağa, Şeyh ve Devlet'in yazarı Martin van Bruinessen, ağırlıkla Kürtlerde din olgusuna yönelttiği araştırmaların ilk bölümünde Sünnîliği ele almıştı. (Kürdistan Üzerine Yazılar, 1992). Martin van Bruinessen, bu derlemesinde bu kez heterodoks uzanımlarıyla birlikte Kürt Alevîliği'ni inceliyor. Konuyu hem Anadolu Alevîliği hem de Ortadoğu'nun ve Kürtlerin İslam öncesi inanışları bağlamında ele alan yazar, bu verileri güncel konu ve problematiklerle de ilişkilendirerek yorumluyor. Bir kimlik hareketi olarak Alevîliğin/Alevî uyanışının Türk ve Kürt milliyetçilği ile sancılı ilişkilerini, örneğin Gazi olayları gibi hassas kesitlerde ele alınrken, bir yandan da Alevî inanç öğelerinin Hint din ve efsane dünyasındaki benzeşiklerine de uzanabilen geniş bir perspektif sunuyor.</p>

  • <p>Medeniyetler Savaşı, her şeyden önce, içinde yaşadığımız çağın kendine özgü yanlarını nasıl anlamamız gerektiğine dair bir açıklama modeli sunmaktadır bize. Tıpkı yaşadığımız gerçekliği 'tarihin son bulmuş' olduğunun göstergeleri istikametinde okuyan "Tarihin Sonu" tezi gibi. Ama daha önemlisi bu kez, tıpkı aynı gerçekliği modernizmin krizi, modernizmin sonu, geç kapitalizmin daha bir radikalleşmesi, düşünümsel modernliğin başat olması şeklinde tanımlamaya girişen açıklama çevrelerinin eşliğinde düşünülmesi gereken bir çerçeve gibidir. Huntingon'un açıklama modelinin, sosyolojik bir analize medeniyet kavramını konu etmekle sosyolojik teamüllere aykırı davrandığı söylenebilir. Sosyolojik uylaşımlarda sınırları kesin kesin hatlarla çizilemeyen muğlak bir deyim olarak karşılanmış olan medeniyet kavramına odaklanmanın muğlak bir deyim olarak karşılanmış olan medeniyet kavramına odaklanmanın neredeyse zorunlu olarak ihmal etmek zorunda olduğu bir çok boyut vardır. Örneğin Huntington, sınıfların varlığını ve bunların ekonomik hayatta oluşturdukları gerilimleri ve bunların kimi zaman medeniyetler üstü teşekküllerini görmezden gelmektedir.</p> <p>Aynı şekilde modernleşme teorilerinin göz diktikleri birçok kültürel ve sosyal gelişmenin açıklamasını da ihmal etmiş gözükmektedir. Aslında kendisi bu ihmali tercih ettiğini söyleyerek kendi görüşündeki daralmayı haklılaştırmayı denemektedir. Kendi görüşünü paradigmalar kulvarında değerlendirdikten sonra söz konusu ihmali ancak görülmesi gereken başka sorunları görünür kılmak için tercih ettiğini rahatlıkla söyleyebilecektir. Körfez savaşı Cezayir olayı, Bosna soykırımı Salman Rüşdi olayı gibi durumların ne sınıfsal ne de modernleşme bakış açılarından açıklanabilecekleri göz önünde tutulduğunda haksız görülmeyebilirde Ancak burada görülmesi gereken ve elinizdeki derlemedeki birçok yazının işaret ettiği gibi Huntington bütün bu haklılığını böylesi bir yola sapmış olmanın doğal sonucu olarak Batı merkezli oryantalist bir bakış açısını daha da pekiştirmek için istihdam etmektedir. Dolayısıyla bu haklılık masum bir nesnel geçerlilik iddiasıyla yetinmemekte batıya karşı muhtemel herhangi bir uygarlık seçeneğine karşı Batılıların şiddet kullanımıda dahil her çeşit tedbire başvurumunun anlaşılır kılınmasında işe koşulmayı zımmen hatta yer yer açıkça kabullenmektedir. Murat Yılmaz'ın hazırladığı elinizdeki derleme Huntington'un tezini ayrıntıylarıyla açıkladığı bir makaleyle üç mülakatının yanısıra, bu öneriyi bir çok bakımdan enine boyuna tartışan yazılardan oluşmaktadır.</p>

  • <p>"Bana 'içimin derinliğinde' ne olduğu sorulduğunda, bunda herkesin 'içinin derinliğinde' ağır basan tek bir aidiyetin, bir bakıma 'kişinin derin gerçekliğinin', doğarken ebediyen belirlenen ve artık değişmeyecek olan 'öz'ünün varolduğu inanışı yatıyor; sanki geri kalanın, bütün geri kalanın -özgür insan olarak katettiği yolun, benimsediği inanışların, tercihlerin, kendine özel duygusallığının, yakınlıklarının, sonuçta yaşamının- hiçbir önemi yokmuş gibi." Kimlik insanın zamanın içindeki incelişinde onu dünyaya bağlayan bir ayna. Amin Maalouf, Ölümcül Kimlikler'de çok yönlü ve saydam bir sorgulamanın eşiğinde, aynadaki görüntünün tutulabileceğine işaret ediyor. Ölümcül Kimlikler, dünyanın yeni zamanlarında insanlığın küllerinden kuracağı düzenin temeline konan bilge bir taş.</p>

  • <span style="font-size: 12px;">Türkiye, "pop çağı"nın ateşiyle yanıyor. Ateşi hangi anlamıyla alırsanız alın, pop çağı ateşi bu... Pop çağı denince ilk akla gelen, "pop müzik". Oysa, hayat yavaş yavaş bir "reality şov"a dönerken, öncelik "pop şiddet"te olmalı... Yaşanan ve bilinen bir şey, artık herkes kendi adaletini uyguluyor. Hukukumuz linç hukuku. Tarihi açıklamaları mafya babalarından bekliyoruz. Sevgiden söze-diyoruz ama hayat bilançoları "sevgi açığı" veriyor. Sonra da "Ayy, inanmıyoruuz!"... Pop çağı kültüründe her şey var: Batıcılık, Batılılık, yerellik, Doğululuk, keskin laiklik, vurgulu dindarlık, alabildiğine duygusallık, alabildiğine hoyratlık, oynaklık, muhafazakarlık, "free"lik, modernlik, milliyetçilik, savaş çığlıkları, barış dilekleri... Pop çağı kültürünün açık büfesinden en çok çeşidi "tüketenler" kazandı: MHP ve pop müzik... Ama pop müzik görece masumdu. Hem pop kasetlerinde hayatın A yüzüyle B yüzü biraraya gelebiliyordu... İşi en iyi bilen de Tarkan'dı belki... Peki, işi bilmeyenler kimlerdi? Çiller, Karayalçın, Yılmaz filan olabilir mi? Belki... Müzik bitmişti, birileri "merkezdeki siyaset dansı"nı sürdürmeye çalışıyordu ve Halk Ekmek büfeleriyle "duvarın dışındaki" döviz büfelerinden "kara kafa" denenlerin gazabı yükseliyordu: Malum, Refah... Sonra "1. lig örgütlenmesi" YDH, "Ah Özal ah!" sesleri, Kemalizm tartışmaları, hücrelere bölünen devlet, "asıl iktidar"... Az bile; pop çağı bu: Toptan hızlı koşan futbolcu...</span>

  • <p>Hakan Övünç Ongur, bu ilk kitabında, Amerikalı kült yazar Chuck Palahniuk'in bir yeraltı edebiyatı efsanesi haline gelmiş olan Dövüş Kulübü romanını kuramsal bir analize tabi tutuyor. 1999 yılında beyaz perdeye de uyarlanarak dünya çapında geniş bir hayran kitlesine ulaşan Dövüş Kulübü'nün, kendisi ile adı sıkça anılan küresel kapitalizm ve yabancılaşma tartışmalarının da ötesinde, Frankfurt Okulu'ndan postmodernizme, eleştirel kuramlardan psikanalize kadar, çok daha geniş bir çerçevede ele alınabilecek zengin bir metin sunduğunu ortaya koyuyor. Bunu yaparken okuyucuya, Adorno ve Horkheimer'dan, Marcuse'den, Gramsci'den, Baudrillard'dan, ?i?ek'ten, Jung'dan, Freud'dan ve çok sayıda farklı düşünürden yapılan alıntılarla harmanlanmış bir Palahniuk okuması sunuyor. Anlatıcı, Marla Singer, Tyler Durden gibi karakterler tüketim toplumunun, nevrotik kültürün, zihinsel terörizmin, bilinçdışı arketiplerin, simülasyonların ve mutsuzluk üzerine kurulmuş uygarlığın içine yerleştiriliyor. Elinizdeki bu kitap, Chuck Palahniuk'in kışkırtıcı ve bolca tartışılan üslubunun altında yatan geniş sosyolojik, psikolojik ve felsefi hazinenin açığa çıkarılması çalışmalarına katkıda bulunmayı amaçlarken, Palahniuk'in kitaplarının dava süreçlerine konu olduğu Türkiye'de kültürel ve kuramsal çalışmalar için umudun hâlâ tükenmemiş olduğunu müjdeliyor. </p>

  • Prof. Dr Fuat Bozkurt, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Türkoloji Bölümü'nuü bitirdi. Bir yıl, Türk Dil Kurumu Dilbilgisi Kolu'nda çalıştı. 1970 yılında Almanya, Göttingen Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Doktora sonrası Ege Üni vesitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümündeki görevine 1962 YÖK uygulaması ile son verildi. Yeniden yurtdışına çıkarak İtalya (Venedik), Almanya (Gıegen, Hamburg), Hollanda (Rotterdarn) Üniversitelerinde aralıksız on yıl öğretim üyeliği yaptı, 1994 yılından beri Akdeniz üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi'nde Türk Dili Profesörü. Dil, din, kültür konularında sayısız makalesi ve yirmiyi aşkın kitabı bulunan yazarın kimi kitapları şunlar; Meyveler Yarışı (Cem Yayınevi, 1982), Çora Batur (Cem Yayınevi, 1982), Manas Destanı (Cem Yayınevi, 2. Baskı 1991), Semahlar (Cem Yayınevi, 1995), Türklerin Dili (Kültür BAkanlığı, 3. Baskı 1997), Buyruk (1982), Çağdaşlaşma Sürecinde Alevilik (Doğan Kitap, 1997), Ozanlar Ocağı (1999), Türkiye Türkçesi (Hatiboğlu Yayınları, 2. Baskı), Türkçe Çağdaş Dil Bilgisi (İnkilâp Kitabevi, 1996), Çağdaş Dilbilgisi (Anadolu Yayınevi, Almanya 1990), Kurzgrammatik Türkisel (Anadolu Yayınevi, Almanya 2003).

  • <p>Hitchcock filmleri, Stephen King, korku, bilimkurgu ve dedektif öyküleri, popüler romantik romanlar, günümüz kitle kültürü, Stalinist pornografi, Biçimsel Demokrasi, sonra Lacan, Hegel, Kant, Sade ve diğerleri... Hepsi bir arada, yan yana. İçinde hep rahat edegeldiğimiz düşünme ve açıklama çerçevelerinin otomatikliğinin sekteye uğradığı anlarda hissettiğimiz, sezdiğimiz, ama en derinlerdeki mantığına bir türlü nüfuz edemediğimiz için söze dökülmeden kalan şeyler vardır... Son dönemde Avrupa'nın "çevresi"nde yükselen yeni sosyal hareketlerin içinden gelen Slavoj Zizek, belki tam da bu mesafesi sayesinde, bu tür şeyleri söze dökmeyi başarabiliyor. Bunu ilk elde bir arada düşünemeyeceğimiz tema ve kişileri birlikte okuyarak yapıyor; Zizek'e özgü bu "yamuk bakış" sayesinde, dik, cepheden bir bakışla asla görülemeyecek yepyeni düşünce katmanları seriliyor gözlerimizin önüne. Zizek bir taştan diğerine seker gibi yazdığı halde, anlatıyı asla dağıtmadan, olağanüstü bir akıcılıkla, yaşadığımız çağın kültürel ifadelerini boydan boya katedebiliyor. Hangi alana yerleşiyor bu kitap? Felsefe mi, psikanaliz mi? Film ya da edebiyat eleştirisi mi? Yoksa sosyoloji ya da siyaset mi? Bizce hepsine ve hiçbirine. Sadece şu söylenebilir; Böyle bir metin ancak Zizek tarafından yazılabilirdi. Zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.</p>

  • <p>Peter Joseph'in ünlü filmi Zeitgeist The Movie hayatımıza 2007 yılında girdi. 2008 yılındaysa piyasaya Zeitgeist Addendum çıktı. Her iki film de kısa sürede büyük bir popülerliğe kavuştu. Yakın bir tarihte üçüncü filmin gösterime gireceği ilân ediliyor. İnternet üzerinden bedava indirilebilen filmlerin yaklaşık 100 milyon kişi tarafından izlendiği tahmin ediliyor. Mesele sadece sayıyla da ilgili değil. ABD ve sistem karşıtı çevreler arasında Zeitgeist'ın savunduğu fikirler hızla yayılıyor. İnternet sayesinde Zeitgeist Hareketi adı altında örgütlenmeye çalışılıyor. Peki, Zeitgeist hakikaten bir sistem eleştirisi yapıyor mu? Kaynakları ne kadar güvenilir? İleri sürdüğü tezler hangi dünya görüşünün ürünü? 11 Eylül Olayları ya da perde arkasından dünyayı yönetenler hakkındaki iddiaları komplo teorisi mi yoksa Amerikan karşıtlığı mı? Dinler tarihi bir aldatmacadan mı ibaret? Zeitgeist ile New Age akımları arasında bir ilişki var mı? Venüs Projesi gerçekleşebilir mi? Enerji konusunda söylenenler doğru mu? Zeitgeist Ne Anlatıyor? bütün bu sorulara çeşitli yanıtlar veriyor. Farklı yazar ve araştırmacılar Zeitgeist belgesellerini farklı açılardan değerlendiriyor. Emrah Alpat, Zeitgeist The Movie'nin dine bakışını ve ileri sürdüğü tezleri büyük bir titizlikle inceliyor. Sinema eleştirmeni Tunca Arslan, her iki filmin sistem karşıtlığını eğlenceli bir üslupla ele alıyor. Araştırmacı yazar Erol Bilbilik enerji meselesinden yola çıkarak Zeitgeist'a değişik bir açıdan yaklaşıyor. Haluk Hepkon, her iki filmin komplo teorileri ve New Age akımlarla ilişkisini değerlendiriyor. Viyana Üniversitesi Siyaset Bilimi Enstitüsü'nde görev yapan Karin Liebhart ise ufuk açıcı makalesinde ezoterik ve okültik akımların aşırı sağcı akımlarla olan bağlantılarını gözler önüne seriyor. Zeitgeist Ne Anlatıyor? Zeitgeist filmlerini izleyen, izlemeyi düşünen ya da popüler kültürün son ürünü olan bu filmlerin etrafında kopan tartışmaya ilgisiz kalmak istemeyen herkese eleştirel ve farklı bakış açıları vaat ediyor. </p>