Kategori

  1. Edebiyat
    1. Roman
    2. Dünya Edebiyatı
    3. Amerikan Edebiyatı
    4. Türk Edebiyatı
    5. Tarihsel Romanlar
    6. Şiir
    7. Anı - Mektup - Günlük
    8. Polisiye
    9. Fantastik
    10. Biyografi-Otobiyogafi
    11. Aksiyon - Macera
    12. Alman Edebiyatı
    13. Çizgi Roman
    14. İngiliz Edebiyatı
    15. Diğer Ülke Edebiyatları
    16. Tarihi Roman - Öykü
    17. Öykü
    18. Deneme
    19. Deneme - İnceleme
    20. Gençlik Edebiyatı
    21. Latin Edebiyatı
    22. Anlatı
    23. Fransız Edebiyatı
    24. Bilimkurgu
    25. İspanyol Edebiyatı
    26. Senaryo
    27. Rus Edebiyatı
    28. Bilim Kurgu Kitapları
    29. Ortadoğu - Arap Edebiyatı
    30. Divan Edebiyatı - Halk Edebiyatı
    31. İtalyan Edebiyatı
    32. Aşk Roman ve Öyküleri
    33. Mizah
    34. Eleştiri, İnceleme, Kuram
    35. Politik Kurgu
    36. Halk Edebiyatı
    37. Aşk
    38. Klasikler
    39. Korku-Gerilim
    40. Uzakdoğu Edebiyatı
    41. Korku - Gerilim
    42. Araştırma-İnceleme-Referans
    43. Biyografi - Otobiyografi - Monografi
    44. Efsane-Destan
    45. Macera - Aksiyon
    46. Oyun
    47. Antoloji
    48. İskandinav Edebiyatı
    49. Senaryo - Oyun
    50. Dil Bilim
    51. Eleştiri - Kuram
    52. Seyahatname
  2. Felsefe
    1. Diğer
    2. Felsefi Akımlar
    3. Felsefe Tarihi
    4. Bilim Felsefesi - Yöntembilim
    5. Din Felsefesi
    6. Araştıma-İnceleme-Referans
    7. Marksizm
    8. Genel Felsefe
    9. Etik
    10. Estetik
    11. Genel ve Referans
    12. Siyaset Felsefesi
    13. Mantık - Bilgi Felsefesi
    14. Düşünce
    15. Modernizm - Postmodernizm
    16. Doğu Felsefeleri
  3. Politika Siyaset
    1. Türkiye Siyaseti ve Politikası
    2. Dünya Siyaseti ve Politikası
    3. Azınlıklar, Etnik Sorunlar
    4. Genel Politika, Siyaset Bilim, Siyaset Tarihi
    5. Diğer
    6. Politik Akımlar - Hareketler
    7. Derin Siyaset, Komplo Teorileri
    8. Avrupa Birliği
    9. Araştırma-İnceleme
    10. Sol Hareketler
    11. İslam, Ortadoğu
    12. Siyaset Bilimi
    13. Kurumlar, Örgütler
    14. Uluslararası İlişkiler, Dış Politika
    15. Uluslararası İlişkiler
  4. Ekonomi
    1. Dünya Ekonomisi
    2. Halkla İlişkiler, İnsan Kaynakları
    3. Araştırma-İnceleme-Kuram
    4. İş Dünyası
    5. Diğer
    6. Yönetim
    7. Türkiye Ekonomisi
    8. Referans Kitaplar
    9. İşletme, Muhasebe, Maliye
  5. Tarih
    1. Yakın Tarih
    2. Araştırma - İnceleme
    3. Osmanlı Tarihi
    4. Referans Kitaplar
    5. Diğer
    6. Mustafa Kemal Atatürk
    7. Atatürk Hakkında ve Kendi Yazdıkları
    8. Dünya Tarihi
    9. Türkiye ve Cumhuriyet Tarihi
    10. Türkiye Cumhuriyeti (Siyasi ve Askeri Tarih)
    11. Tarih Felsefesi
    12. Araştırma-İnceleme
    13. Anı - Mektup - Günlük - Seyahatname
    14. Osmanlı ve Öncesi (Siyasi ve Askeri Tarih)
    15. Önemli Olaylar ve Biyografi - Otobiyografi
    16. Osmanlı ve Öncesi (Sosyal Tarih)
    17. Türk Tarihi Araştırmaları
    18. Bölgeler
  6. Genel Konular
    1. Biyografi - Otobiyografi - Monografi
    2. Makale - Deneme - Derleme
    3. Diğer
    4. Özlü Sözler - Duvar Yazıları
    5. Söyleşi
    6. Araştırma-İnceleme
    7. Eğlence - Mizah
    8. Gizem - Parapsikoloji - Büyü - Ezoterizm - Spritüalizm
    9. Parapsikoloji-Gizem
    10. Referans - Kaynak Kitap
  7. İslam
    1. Diğer
    2. Makale - Deneme - Derleme
    3. Araştırma-İnceleme
    4. İslam ve Günümüz İslam Düşüncesi
    5. İbadete Dair
    6. Hz. Muhammed
    7. Edebiyat - Roman
    8. İslam Tarihi
    9. Kuran ve Kuran Üzerine
    10. İslam Eğitimi
    11. Tasavvuf - Mezhepler - Tarikatlar
    12. Alevilik-Bektaşilik
    13. Siyasi - Felsefi İslam
    14. İslam ve Düşünce
    15. İslam ve Etik
    16. İslam ve Kültür
    17. İslam ve Bilim - Popüler Bilim
    18. İslamda Kadın ve Aile
    19. Biyografi - Otobiyografi
    20. Meal-Tefsir-Hadis
    21. İslam Hukuku
  8. İnsan ve Toplum
    1. Diğer
    2. Kişisel Gelişim
    3. Kültür Sosyolojisi
    4. İletişim - Medya
    5. Psikoloji
    6. Cinsellik
    7. Siyaset Sosyolojisi
    8. Antropoloji
    9. Kent ve Kent Sosyolojisi
    10. Sosyoloji (Diğer)
  9. Edebiyat (Roman - Öykü) Yerli
    1. Roman
    2. Öykü ve Anlatı
    3. Cumhuriyet Dönemi Roman
  10. Dinler - Mitolojiler
    1. Dinler Tarihi - Felsefesi
    2. Mitolojiler
    3. Hıristiyanlık
  11. Eğlence - Mizah - Oyun
    1. Mizah
    2. Fıkra
    3. Karikatür
  12. Politika
    1. Kürt Sorunu - Kürtler
    2. Devlet Güçleri - İstihbarat Örgütleri
    3. Gazeteci Kitapları
    4. Uluslararası İlişkiler - Dış Politika
    5. Sol Üzerine
    6. Yönetim - Devlet Üzerine
    7. Azınlıklar-Etnik Gruplar
    8. Politik Hareketler
    9. Siyaset Bilimi
    10. Ortadoğu - Arap
    11. Demokrasi
    12. Diğer
    13. Kapitalizm Üzerine
  13. Şiir
    1. Cumhuriyet Dönemi ve Günümüz
    2. Çeviri Şiir
    3. Şiir
  14. Çocuk Kitapları
    1. Bilmece, Bulmaca
    2. Dünya Klasikleri
    3. Masallar
    4. Edebiyat
    5. Roman-Öykü
    6. Hikayeler
    7. Hikaye-Öykü
    8. Çizgi Roman
  15. Bilim - Mühendislik
    1. Popüler Bilim
    2. Doğa Bilimleri
    3. Bilim Tarihi
  16. Edebiyat (Roman - Öykü) Çeviri
    1. Fransız
    2. Rus - Eski Sovyet Cumhuriyetleri
    3. Hindistan - Pakistan
    4. Kuzey Amerika
    5. İngiliz - İrlanda
    6. Diğer
    7. Doğu Avrupa
    8. Uzakdoğu
    9. İtalyan
    10. Avustralya
    11. Alman - Avusturya
    12. İspanya - Portekiz
    13. İskandinav
    14. Afrika
  17. Bilgisayar
    1. Güvenlik - Security
  18. Yabancı Dilde Kitaplar
  19. Psikoloji
    1. Genel Psikoloji
    2. Başvuru Kitapları
    3. Çocuk Psikolojisi
    4. Ekoller ve Yaklaşımlar
  20. Ekonomi - Emek - İş Dünyası
    1. Kuram
    2. Türkiye Ekonomisi
    3. İş Dünyası - Kariyer
  21. Eğitim
    1. Diğer
    2. Eğitim Sorunları
    3. Sözlükler ve Konuşma Kılavuzları
    4. Dil Öğrenimi
  22. Sağlık
    1. Diğer
    2. Cinsellik
    3. Sağlık İletişimi
    4. Başvuru Kitapları
    5. Beslenme ve Diyet
    6. Alternatif Tıp, Şifalı Bitkiler
    7. Yoga -Meditasyon
  23. Sosyoloji
    1. Kültür ve Bilim
    2. Diğer
    3. Genel Sosyoloji
    4. Siyaset Sosyolojisi
    5. Kadın Çalışmaları
    6. Sivil Toplum Kuruluşları
  24. Sanat
    1. Sanat Tarihi
    2. Fotoğraf, Sinema, Tiyatro
    3. Resim
    4. Diğer
    5. Kuram
    6. Grafik Sanatlar
    7. Fotoğraf
  25. Müzik
    1. Genel Kavramlar, Kuram ve Tarihçe
  26. Bilim-Kurgu-Teknoloji-Mühendislik
    1. Bilim Tarihi
    2. Popüler Bilim
    3. Bilim (Diğer)
  27. İnanç Kitapları - Mitolojiler
    1. Diğer
    2. Hıristiyanlık
    3. Dinler Tarihi
    4. Mitolojiler
    5. Müslümanlık
    6. Musevilik
    7. Diğer İnançlar
  28. Periyodik Yayınlar
    1. Edebiyat
  29. Hobi
    1. Diğer
    2. Bilmeceler, Bulmacalar
    3. Spor
    4. Yemek Kitapları - İçecekler - Gurme
  30. Akademik
    1. İşletme - Finans - Pazarlama - Muhasebe
    2. Fizik
  31. Aile (Kadın, Erkek ve Çocuk)
    1. Anne Baba Kitapları
  32. Gezi ve Rehber Kitapları
    1. İstanbul Rehberi
    2. Gezi Rehberi
  33. Yemek Kitapları
    1. Türk Mutfağı
  34. Sinema
  35. Tiyatro
  36. Dış Politika

En Son İndirilen Kitaplar

Osmanlı Tarihi

  • 2011 senesi Prut Zaferimizin üç yüzüncü yıldönümüdür. Bultava başarısı Ruslar için ne derece büyük bir önemi haiz ise,Prut Zaferi de biz Türkler için o derece şanslı bir galibiyet sayılmalıdır. Prut Zaferinden kılıç vazifesini tamamıyla yerine getirmiş, fakat siyaset, maalesef devlet işlerine idare etmekten uzak bir bakanın cehaleti ile yapılmıştır. Vezirin cehaleti, hedefi "devletin istikbalini" heder etmiştir. Baltacı ordu idaresinde gösterdiği fitri dirayeti siyasi işlerde hiçbir şekilde göstermemiştir. Tarihi belgeler tam bir tarafsızlıkla ispat ediyor ki Falçi Anlaşması'nın bütün sorumluluğun III. Ahmet'in bakanı Baltacı Mehmet Paşa'ya aittir.Hatta anlaşmanın maddeleri ve şartları da Baltacı'nın Mehmet Paşa'ya aittir. Hatta anlaşmanın maddeleri ve şartları da Baltaca Mehmet Paşa'ya aittir.Hatta anlaşmanın maddeleri ve şartları da Baltaca'nın düşünce tarzı ve sosyal terbiyesini göstermeye delil olacak mahiyettir. Şu küçük eser Prut Zaferinden önceki iç durumlarımızın perişan halini açıklamak ve Prut sahillerinde canlarını feda eden kahraman askerlerimizin adlarını derin bir hürmet ve saygıyla anmaya vesile olmak için hazırlanmıştır. İçindeki bilgiler en emin ve en doğru belgelere dayanmaktadır. Dış işlerimizin ilişkilerini araştırmak için en güvenilir belgelere müracaat edildiği gibi, iç siyasetimizi gözden geçirmek için Divan-ı hümayun kalimende saklanan basılmış belgelerden faydalanılmıştır.

  • <p>Anadolu Selçuklu ve erken dönem Osmanlı tarihini anlamlandırabilmek için bu devletlerin kendi tarihleri kadar Bizans İmparatorluğu tarihine de bakılması gerekmektedir. Elinizdeki çalışma, Türk kökenli hanedanların -yönetici kadroların- tarihinin başladığı 11. yüzyılda ve sonrasında Anadolu'da ne türden bir iktisadi-sosyal yapı bulunduğunu ve hâkim yerel nüfusun nasıl bir dünya görüşüne sahip olduğunu anlamaya yönelik olmak üzere ülkemizdeki tarih araştırmalarına küçük bir katkı niteliğindedir. Bizans tarihine aşina olmanın Osmanlı İmparatorluğu'nun pek çok meselesini daha kolay anlamlandırmayı sağlayacağını, okuyucular rahatlıkla görebilecektir.</p>

  • <p>"Usuller, kanunlar, kurallar, teşrifat, yöntem, edep, terbiye, saygı, sıra, töre, erkan, intizam, inzibat, itaat, zabt-ürabt..." gibi geniş bir anlam kapsamı olan "adab" sözcüğü, Osmanlı kültüründe devlet ve toplum hayatının ilişkilerini düzenleyen yarı kutsal bir "simge-kavram"dır. Olaylara katkısı katalizor niteliğinde olduğundan varlığıı her zaman açıkça görülemez, bazan yalnızca sezinlenir. Ne var ki etkisi dikkate alınmazsa, tarihsel gerçeklerin üstü örtülü kalabilir. Örneğin öteden beri "devletin mutlak sahibi" olarak tanıtılan Osmanlı padişahının aslında yetkilerini, davranışlarını sınırlayan, kararlarının yönlendirilmesine, yaptıklarının irdelenmesine olanak sağlayan kendisinin de saygıyla itaat ettiği bir Hanedan-ı Al-i Osman adabı vardır. Kitabın konuları bu bağlamda ve çağdaş yorumlar eşliğinde ele alınmıştır. Örneğin "Halk" konusunda bir yandan "Millet" ve "Beraya-Reaya" gibi İslam-Osmanlı kültürüne ait klasik ayırımlar yapılırken toplumsal gerçeklik olarak yaşanan "Soyluluk" ve "Kölelik" gibi statüler de özgün bölümler biçiminde ayrıca incelenmiştir. Ya da Osmanlı şehirleri anlatılırken "iç göçler, mahalle örgütlenmesi, asayiş, denetimler..." gibi teknik konularla birlikte "çocuk hakları, halk eğlenceleri, halk takvimleri, dilenciler, hayvan ve çevre sevgisi,..." gibi psiko-sosyal açıdan önemli ayrıntılara da özel yer ayrılmıştır. Başka bir deyişle içeriğin kurgusu Osmanlı kimlik ve kişiliğinin niteliklerini, özelliklerini otantik biçimleriyle aktaracak, olguları ise çağdaş ölçütlerde değerlendirecek biçimde düzenlenmiştir.</p>

  • <p>Yılmaz Öztuna, TÜRKLER'de, destanlar, Türkler'in ve Türkiye'nin menşei, devlet idaresi, zaferler, denizcilik, Türk inkılabının menşei, kültür ve sanat hayatı ve cemiyet hayatı temel başlıkları altında, Türk tarihinden yapraklar sunuyor. "İlk Türk imparatorluğu, başındaki hanedanın adıyla, ‘Kun' veya ‘Hun' diye anılmaktadır. Başlangıçta ‘Türk' adı, Türkçe konuşan kavimlerden yalnız birinin ismiydi. Sonradan bütün Türkçe konuşanlara Türk denmiştir. Kelime, ‘kuvvetli' demektir ve ilk çağlarda ‘Türük' şeklinde söyleniyordu. Bu kelime, şimdiki bilgilerimize göre ilk defa M.Ö. 1328'e doğru bur Çin vekaayi-namesinde geçmektedir." "1085 yılında, Avrupa'da artık Anadolu'ya ‘Turkiya' yani ‘Türk ülkesi' denmeye başlanmıştı. Anadolu'nun fethi için yüzyıllarca hazırlanan Türkler, 1077'de Türkiye devletini kurduktan sonra da, yeni anayurtlarını savunmak, geliştirmek, ayakta tutmak ve büyük bir devlet haline getirmek için çalışmışlardır. Bugün itibariyle, Türkiye devleti kurulalı 900 yılı geçmiştir. Bu hadise, Türk milletinin tarih boyunca meydana getirdiği en büyük eserdir."<strong><br></strong></p>

  • Milletlerin tarihinde bazı günler vardır ki milad kabul edilir. Böyle tarihlerin öncesi ve sonrası arasında muazzam değişimler yaşanmış, o miletin kaderi etkilenmiştir. Bizim tarihimizde Malazgirt Zaferi'nin yaşandığı 26 Ağustos 1071, İstanbul'un Fethi'nin yaşandığı 26 Ağustos 1071, İstanbul'un Fethi'nin yaşandığı 29 Mayıs 1453, Büyük Taarruz sonrasında işgalci Yunan Ordusu'na vurulan en ağır darbe olan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin gerçekleştiği 30 Ağustos 1922 "milad" günlere en güzel örneklerdir. 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi'de işte böyle bir gündür. Öyle ki Müttefik donanması ile Osmanlı topçusunun düellosu olarak nitelenebilecek bu gün, 3 Kasım 1914 Seddülbahir bombardımanından başlayıp 8-9 Ocak 1926 gecesi son müttefik askerinin yine Seddülbahir bölgesinden ayrılmasına kadar süren Çanakkale Muharebeleri'nin sembol günü olarak da anılmaktadır. Elinizdeki bu mütevazi kitap, işte o "gün"ü, o milad gününü sadece bizim tarafımızdan değil karşı tarafın gözlemleriyle de anlatıyor. Hamasi duyguların yanında teknik bilgilerlede zenginleştirilen çalışma, 18 Mart 1915 Çanakkale Boğazı Muharebesi'nin sonuçlarını irdeliyor, karşılaştırma yapmamızı sağlıyor. Küçük hacmiyle sahasında önemli bir boşluğu dolduruyor.

  • <p>Mahmut Goloğlu'nun Milli Mücadele Tarihi dizisinin ilk kitabı, Milli Mücadele'nin dönüm noktalarından Erzurum Kongresi'ni hazırlayan koşulların bir tablosuyla açılıyor. İtilaf Devletleri'nin Doğu Anadolu'da ve Doğu Karadeniz'de bağımsız devletler kurulmasına yönelik desteği, bu yörelerde Müdafaa-i Hukuk hareketlerinin doğuşuna yol açar. Mütareke ortamının işgal ve belirsizliklerle örülü ortamında, çetelerin patlayan silahları arasında Müdafaa-i Hukuk derneklerinin meşru zemin arayışları sürmektedir. Bu arayış, böyle bir ortamda Samsun'a çıkan Mustafa Kemal'in de dikkatinden kaçmaz. Böylece Milli Micadele'nin halka ve hukuka dayanan zemininin temelleri, asıl kaygısı bölgenin kuruluşuna odaklanmış olan Erzurum Kongresi'nde atılır... Sivas Kongresi ve TBMM'ye uzanan yolun ilk etabını konu alan bu kitap, modern tarih yönteminden de yararlanan ilk örneklerden biri: Ekler bölümünde, Milli Mücadele'nin ilk aşamalarında yer almış pek çok kişinin, bu kitap için kaleme aldıkları ve anlattıkları tanıklıkları ile birlikte...</p>

  • İstanbul'un manevi banisi Eyüp Sultan'a biraz daha yaklaşmak isteyenler, Fatihin İstanbul'u fethetmesinde önemli bir mihenk noktası olan Haliçte daha sonra hayat nasıl geliştir? Niçin gelişti diye merak edip bu merakını gidermek isteyenler, Bizans döneminde Roma imparatorları İstanbul'a niçin "Allaha emanet edilmiş şehir" diyorlardı? Bunu öğrenmek isteyenler. Üstat Ziya Şakir'in sıcak kaleminden Peygamber Efendimizi Medine'ye hicretlerinde kendi evinde ağırlamak bahtiyarlığına erişmiş olan Hazreti Ebu Eyyüb Halit'i, yaşadığı dönemi, Peygamberin müjdesine nail olmak için İstanbul muhasaralarına katılması ve surlar önünde şehadetini, Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin burayı imar edişini, Camii ve türbenin yapılmasından sonra Osmanlı yönetimindeki Eyüp'ün, toplumsal, manevi yaşamış Raif yerini, Eyüp'teki yaşantıyı (1959'a kadar), burada yaşamış Raif Hoca, Zekai Dede gibi meşhur kişilerin hikayelerini okuyacaksınız.

  • <p class="description"><span style="text-align: start; text-indent: 0px; background-color: rgb(255, 255, 255); display: inline !important; float: none; ">Kitap Sina Akşin'in beş yıllık çalışması sonucunda ortaya çıkan ve bu alanda temel başvuru kaynağı olan bir yapıttır. İki ciltten oluşan İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele kitabının ilk cildi olan "Mutlakıyete Dönüş"te, 1918-1919 yılları arasında İstanbul Hükümetlerinin karşılaştığı ana siyasal olaylar anlatılmakta ve bu olaylara verilen tepkiler ayrıntılı olarak incelenmektedir. İkinci cilt "Son Meşrutiyet"te ise Damat Ferit Paşa hükümetinin 1919'da çekilmesi ile 1920'de yeniden iktidar olması sürecinde yaşanan siyasi olay ve gelişmeler ele alınmaktadır.</span><br style="padding: 0px; margin: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: 'Trebuchet MS', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 12px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: normal; orphans: auto; text-align: start; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: auto; word-spacing: 0px; -webkit-text-stroke-width: 0px; background-color: rgb(255, 255, 255);"></p>

  • <p>Batılıların ısrarla “Muhteşem Süleyman” dediği , “Cihan Hakanı” bir devlet başkanının, bir imparatorluğu en az kusurla yönetişinin, devlet adamlığında en parlak örnek oluşunun temel sırları nelerdi? Yılmaz Öztuna bu eserinde, Pax Ottomana'yı kuran ve dünyaya Osmanlı düzenini kabul ettiren Sultan Süleyman Han'ın siyasi ve askeri hayatını, benzerleriyle bile mukayese kabul etmez görülen hükümranlığını, onu “Kanuni” yapan vasfını, başarılarına yön veren dehasını anlatıyor. Kanuni Sultan Süleyman, bu işi tek başına yapmadı. Bütün Türk tarihinde tesadüf edilen en mükemmel ekibi (Fr. equipe formidable) oluşturarak yaptı. Ondaki bu ekip oluşturma dehasına, başka hiçbir devlet başkanında tesadüf edilmemektedir. Sultan Süleyman, her sahada, askerlikte, denizcilikte, edebiyatta, şiirde, san'atta, yöneticilikte, ilimde en yetenekli kişileri temyiz ve teşhis eder, yükseltir, himaye ve teşvik eder, sahalarında hizmet etmeleri için elinden geleni yapar, onları en çok işe yarayacakları alanlarda kullanırdı. Barbaros Hayreddin Paşa, mimar Koca Sinan, Baki gibi erişilmez dehaları ortaya çıkaran odur.</p>

  • <p>Osmanlı Padişahları içerisinde en bilineni hiç şüphesiz Kanunî Sultan Süleyman'dır. 46 yıl süren hükümdarlığının izleri günümüze kadar gelmiştir. Kanunî Sultan Süleyman döneminde doğu sınırlarının fazla tehdit almaması ve Avrupa'da gelişen şartlar sebebiyle asıl hedef batı olmuştu. Kanunî'den itabaren Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa için gerçek bir tehlike oldu. Kanunî Sultan Süleyman döneminde Almanya içlerine kadar ilerlenmesi, Avrupa'da büyük bir korkuya sebep olduğu gibi "Yenilmez Türk imajını" da oluşturdu. Kanunî dönemi o kadar parlaktı ki 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun içine girdiği buhranlı yıllarda, ıslahat layihası kaleme alanar Kanuni dönemini dönülmesi gereken "Altın çağ" olarak göstermişlerdir. Kanuni dönemi her yönden İmparatorluğun zirvesi olmasa da padişahın 46 yıl süren hükümdarlığı ve dünya siyasetine yön vermesiyle Osmanlı İmparatorluğu'nun en göz alıcı dönemidir. Jorga, Kanunî'yi "Hiçbir Osmanlı Sultanı, Osman Bey'in halefi, padişah ve halife olarak sahip olduğu bilinci, onun kadar ihtişamla taşımadı" şeklinde değerlendirir. Jorga'nın Osmanlı Tarihi'nin Kanunî Sultan Süleyman ile ilgili bu kısmı birçok ana kaynağa dayanılarak hazırlanmış ve Kanunî döneminde Osmanlı İmparatorluğu'nu teferruatlı olarak anlatan bir eserdir.</p>

  • <p>Kanuni Sultan Süleyman'ın iktidar yılları daha 17. yüzyıl yazarları tarafından "Altın Çağ" olarak tarif edilmişti. Aslında bu dönem hayatın siyahla beyaz arasındaki bütün renklerini içinde barındırıyordu.Tahta çıkarken tek evlat olmanın rahatlığını yaşayan Kanuni, saltanatı sırasında iki oğlu ile altı torununu öldürttü.</p> <p>İmparatorluğun büyük fetihlerle bir dünya gücü haline gelmesi de, ilk defa Harem-i Hümayun'dan bir hasekinin, Hürrem Sultan'ınsiyasette aktif rol oynaması da bu dönemde oldu. Muhteşem Süleyman, aynı zamanda büyük bir aşıktı. Zafer mutluluğu kadar aşkın ve ayrılığın ıstırabını da bilen hükümdardı. Bu kitapta doğunun ve batının şahitliğinde muhteşem yüzyılın bir panoramasını bulacaksınız...</p>

  • <p>Nicolea Jorga Romanya'nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi sayıldığı gibi, eserleri çeşitli dillerde, Almanya, Fransa İtalya ve ABD'de defalarca basılmış, dünyaca tanınmış bir tarihçidir. Almanca beş ciltlik Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (1300-1912), daha önce yazılmış belli başlı genel Osmanlı tarihleri (J. von Hammer ve J.W. Zinkeisen) yanında yeni ve kapsamlı bir yaklaşımı temsil eder. Herşeyden önce Jorga'nın Osmanlı tarihi, önyargılardan oldukça kurtulmuş, belgelerin tanıklığına öncelik veren ciddi bir tarihçinin eseridir. Jorga'ya göre Osmanlı tarihi, "dünya tarihinin parlak bir bölümü"nü temsil eder. Jorga'nın şimdiye dek kullanılmamış kaynaklara dayanan Osmanlı tarihinin orijinalliği, Türkiye'de erkenden takdir edilmiş, ancak Türkçe'ye çevrilmesi gecikmiştir. Soruları ortaya oyan, yaratıcı bir tarihçi olarak Jorga'nın özelliğini en iyi Gh. Bratianu şu sözlerle ifade etmiştir: "Jorga'nın yazdığı her satır bir fikir tohumu taşır; araştırılacak problemler ortaya atar ve okuyanda ilgi uyandırır; bunlar olmadan hiçbir tarih eseri canlı bir bilim dalı olamaz, ölü bir söz olarak kalır".</p>

  • <p>Son yirmi beş yıldır kültür tarihinden ne anlaşılması gerektiği hakkındaki düşünceler değişti. Artık bu kavramla sadece sanat, bilim ve edebiyat kastedilmiyor, gündelik kültür de işin içine katıldı. Gündelik kültür geniş bir kavram: Komşu ziyaretlerinde dikkat edilmesi gereken nezaket kurallarından yemeğin nasıl hazırlandığına kadar pek çok öğeyi içeriyor. Osmanlı tarihçileri de yeni çalışmalarında "sıradan" insanı kültürünü ele alıyorlar. Suraiya Faroqhi, Osmanlıların gündelik yaşamlarını, zaman, mekan ve güzellik kavramlarını, yemek ve sohbet kültürlerini, iletişim ağlarını irdeliyor, o çağların Osmanlı toplumuna alışılmışın dışında bir yöntemle bakıyor.</p>

  • <br>Osmanlılık, daha adımını Tarihe atarken, son kertede saygı beslediği Bilginler'le yola çıktı. Ama Osmanlı : "Teorici" olmaktan çok uzaktı. Okuryazar bile değildi. Osmanlı: yaradana sığınıp sırıf yaptı. Dirlik Düzenini yaptı, toprak ekonomisine kalıp gibi tıpatıp uygun gelen Devlet Düzenini yaptı. O zaman işler böyleydi insanlar yaparlardı. Sonra Allahın (Toplum gidişinin) dediği olurdu. Ve en sonunda da olanlar kitaba, deftere, Tarihe sokulurdu.<br> (Tanıtım Bülteninden)<br><br>

  • –Şehzadeler nasıl öldürüldü? –Kaç şehzade öldürüldü? –Şehzade katlinin hukuki bir delili var mıydı? –Şehzade Mustafa neden öldürüldü? –Şehzade Mustafa’nın katlinde suçlu Hürrem Sultan mıydı? –Halk Hürrem Sultan’dan nefret eder miydi? –Şehzadeler nerede ve nasıl eğitilirlerdi? –Harem hakkında bilinmeyen gerçekler nelerdir? Günümüzde hiçbir devlet, ‘Osmanlılar’ kadar merak uyandırmamıştır. Osmanlılara duyulan bu merak, kimi çevrelerce istismar edilerek ‘kurgulanmış’ bir Osmanlılar portesi oluşturulmaya çalışılmaktadır. ‘Şehzade katli’ meselesi de böylesi bir kurguya kurban edilmeye çalışılıyor. “Tarihi Sevdiren Adam” unvanıyla tanıdığımız Tarihçi-Yazar Yavuz Bahadıroğlu, Osmanlı’da Şehzade Katli çalışmasıyla merak ettiğimiz hususları, tüm yalınlığıyla ortaya koyuyor.

  • <p>Türkiye'de insanlar dinleri tanımazlar ve merak etmezler. Örneğin, İstanbul'da doğar, yaşar, ölürler, ama bir kilisenin içine girip de, burada pazar âyini nasıl yapılıyor, bunların inancı nedir, duaları nedir, bayram günleri nedir, inançları nasıl açıklanır, diye merak etmezler. Hıristiyanlar da Müslümanlığı tanımazlar. Kısacası, kapalı kompartımanlar halinde yaşayan bir toplumduk ve halen öyle bir toplumuz. Dinin sözü buna rağmen çok ediliyor, eksik bilgilere göre tarih yorumlanıyor. Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın Osmanlı yönetimindeki farklı dinî grupları Tanzimat'tan itibaren geçirdikleri dönüşümle birlikte ele alan makaleleri önemli bir boşluğu dolduruyor. Osmanlı diplomasisindeki gelişmeleri, Yunanistan, Çarlık Rusyası ve Avusturya ile ilişkiler bağlamında inceleyen yazıları ise diplomasi tarihine olduğu kadar Osmanlının son dönemlerine de ışık tutuyor. Son bölümde ise modernleşmenin yeni düşünce dünyasını, ilk Osmanlıca telif iktisat yazmasından Tanzimat devri basınına kadar uzanan geniş bir yelpazede izleme şansı buluyoruz.</p>

  • <p>Türkler'in Tarihi 6. Kitap Avcıoğlu'nun elyazmasıyla bıraktığı 13 defter ve 100 sayfadan fazla kâğıtta bulunan araştırma notlarının, ölümünden sonra incelenip düzenlenerek hazırlanmasından oluşmuş bir çalışmadır. Yani, Batıda kullanılan isimle "postmortem" bir kitaptır. Kuruluşundan çöküşüne Osmanlı hakkında ele alınanlardan bazıları: Tımar sistemi Osmanlı'ya kimden miras kaldı, Bizans'tan mı? Hıristiyan Sipahiler kimdir, Müslüman Sipahilerden ne farkı vardır? Reaya (köylü) toprak sahibi olabilir mi, vergi memurları kimlerin mülküne giremez? Osmanlı'nın üretim biçimi Asya Tipi Üretim Tarzı kalıbına uyar mı? Osmanlı'nın Kayı boyundan geldiği bir fantezi midir? Orhan Bey'in divanındaki resmi dil nedir? Yeniçeri ocağı neden ve ne zaman kuruldu? Osmanlı, ateşli silahları ilk kez ne zaman kullandı? İstanbul'un Fethi'nden sonra kimler hangi semtlere yerleştirildi? Cem Sultan ile Bayazıt arasındaki çatışmanın nedeni neydi? Yavuz Sultan Selim Şii katliamı için kamuoyunu nasıl hazırladı? Ebussuud Efendi kahvenin yasaklanması için nasıl fetva verdi? Rüşveti devlet siyaseti haline getiren sadrazam kimdi? Şer'i hukuk devlete ne zaman egemen oldu? Türkiye bağımsızlığını ne zaman yitirdi? (Tanıtım Bülteninden) </p>